Bana Felsefe Yapma!
Ekim 8, 2018
Gelecek Geldiğinde, Geçmiş Olmamak İçin
Ekim 8, 2018

Asılsız Kadim Mücadeleler

Yine bir gün gece vakti. Şehirden uzakta bir dağ yamacında oturuyorum. Işıkların yoğunluğu kendini gökyüzünün boşluğuna teslim etmiş vaziyette. Hava soğuk değil ama hareketsiz kaldığım için hafif rüzgâr ile beraber yavaş yavaş üşümeye başlıyorum. Kulağımda kulaklıklarım “Loreena McKennitt – The Mystic’s Dream” dinliyorum. Tekrara aldığım için belki de yarım saattir çalıyor. İçindeki birkaç çıngırak ve darbuka sesi beni Anadoluya götürüyor. Aklıma gezinen kurt sürüleri ve Türk efsanelerindeki o çılgın doğurgan ağaçlar geliyor. Arada zihnim Kelt mitolojisine kayıyor. Kadın erkek demeden farklı ağızlardan kutsal “aaa” seslerinin çıktığı ve gaza getiren parçalar. Böyle şarkılar, anlattığım bu andaki gibi bir ortamda damarlarınızda kutsal bir kan var hissi oluşturabilir. Keza bende de öyle oluyor. Asırlardır birçok mücadeleye sahne olmuş bu topraklarda ben neden varım? Bunu düşünebiliyorsam mutlaka atabileceğim adımlar da var demektir. Belki de kutsal bir amaç için yaratılmışımdır. Hatta fani bedenim ile ölümsüz işlere imza atabilirim diyor ve ayağa kalkıp burnumdan derin derin soluklanıyorum. İşte o an kritik bir seçim yapmam gerekiyor. Ya egomu seçip bu hissi bana özel kılacağım. Amaçlarımı mutlak amaçlar ilan edip önüme çıkan engelleri param parça edecek ve savaşacağım. Ya da insan olduğumu kabul edip önüme çıkan engelleri aşacak ve yalnız olmadığımı kabul edeceğim. Başkalarının da amaçları olduğunu bilip yardım eli uzatacağım. Uzanan yardım ellerini saygı ile sıkacağım. Unutmamalıyım ki mücadele, seçimim ile beraber beni şekillendirmeye hep hazır.

 

Maalesef hayata yanlış seçim ile başladım. Amacımı mutlak amaç ilan ettim. Engelleri öyle bir aşmak istedim ki. Eş dost demeden engeller ile mücadele ettim. Elbette insanların iyiliğini gözetmeye çalıştım. Ancak yeri geldi gurur yaptım yardımları reddettim. Yeri geldi kör oldum yanımdakine el uzat(a)madım. Ailemi, arkadaşlarımı, tanımadığım onlarcasını… İnsanları kullandım. Kalıbına sokulmuş gülücükler ve tavlayan kelimeler ile kazanacak bir imaj oluşturdum. Çünkü çok inanıyordum ki kutsal bir amacım vardı. Bu amaç toplumsal refahı hedefliyordu. Bunun için kilit bir rolüm olmalıydı. Çok hızlı ilerlemeli, hemen etki alanına sahip birine dönüşmeliydim. Unutulmaz işlere imza atıp ölümsüzleşmeyi istiyordum. Günü geldi gecesinde oturup yaptıklarım ile yüzleştim. Üzüldüm, güldüm ve şaşırdım. İnsanlık için güzel işlere imza atmak, toplum tarafından kabul görmek ve sevilmek istiyordum. Sonra bu süreç bana sert bir tokat olarak geri döndü. Omzuma değen eller arttıkça yalnızlaşıyor ve sevilmek istediğim kişilerden soğuyordum. Sıkıntıyı görebildiğimde ise çoktan soğuk su vücuduma ulaşmıştı. Yanlış musluğu açtığımı fark edip irkilmiş ve donakalmıştım. Ellerim kana bulanmamıştı ama ya bu mücadele hissim beni uç noktalara götürseydi? Para ile hak yeseydim, siyaset ile yanlışları mübahlaştırsam, vatanım milletim deyip çizginin öteki tarafındakileri hayvan yerine koysaydım? Yaşanmışlıkları göremeden, empatiden yoksun sorgulamalar ile tüm mücadeleleri siyaha boyasaydım nasıl olurdu? Daha da kötü hissettim. Çünkü nasıl tek kutsal amaca sahip olan insan ben değilsem, aynı şekilde mücadelesini egosu ile yorumlayıp yanlış musluğu çevirenler de çok daha fazlaydı. Milyonlar hatta milyarlardı. Geçmişten günümüze insanlık tarihinin savaşları ve utanç kaynaklarıydı. Ben de seçimim ile bu hatanın bir parçası olmuş yozlaşmıştım. Şans eseri farkındalığa kavuşmuş ve herkesin mücadelesini anlamlandırmayı öğrenmiştim.

 

Şimdilerde büyük bir huzur ile bu süreci birkaç yıl önce yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü çaresizlik ile uzanan bir eli tutmuştum. Bir dost sayesinde yeni bir yol keşfetmiş ve beni boğan bir zorluğu aşmıştım. Öğrendiğim gerçek ise şuydu: Başkalarının da amaçları vardı! Tek mücadele eden ne bendim ne de bizdik. Din, dil, ırk, yaş demeden herkesin bir mücadelesi vardı. Hala var. İnsanlık olduğu sürece çeşitlilik de beraberinde gelecek. Bugün burada siz siz siz diyerek eleştirmektense kendimi eleştirmeyi tercih ederim. Çünkü biliyorum ki her birey kendi mücadelesini veriyor. Her toplum inandığı bir amaç doğrultusunda çalışıyor. Önemli olan farkında olup herhangi bir mücadeleyi diğerinin önüne koymamak. Birbirimize dokunarak anlaşmaya varabilmek. Ortak bir paydada halen mücadele edecek birçok amacın olduğunu kabullenmek. Çünkü hala açlık var! Sınır sorunlarından ve egomuzdan önce düşünmemiz gereken. Çünkü hala tükenen bir dünya var! Daha fazla para kazanıp özendiklerimizi taklit etmeden önce anlamamız gereken. Çünkü hala tükenen nesiller var! Daha fazla alanı ve doğayı kullanmadan önce saygı duymamız gereken.

 

Belki de kadim kabul ettiğimiz mücadeleleri bitirmenin zamanı gelmiştir. Tüm dünyaya bir milletin geçmişini kanıtlamaktansa bugünün insanlarına ulaşıp değişimin öncüsü olmak gerekiyordur. Elbette tarihten öğrenilecek birçok ders var ama sanki bir noktayı unutuyoruz. Ders amaç değildir. Mücadeleye hazırlıktır. O yüzden belki de artık ne için mücadele edeceğimizi ve hangi seçimi yapacağımızı düşünmenin vakti gelmiştir.

Sevgiyi ve saygıyı unutmamak dileği ile.

 

Deneysel Kaf Yazı Serisi
Deneysel Kaf Yazı Serisi ile Simurg Derneği kurucularından olan M. Haluk Ovacık kendi Kaf Dağı yolculuğunu felsefi yönüyle ele almaya çalışıyor. Seri, efsanevi Simurg mitolojisindeki gibi çeşitli vadileri kavramsal açılardan aşarak Kaf Dağı’na yani kendini bulmaya yönelik amaç ediniyor. Yedi vadi ve kaf dağı olmak üzere toplamda 8 aşamadan oluşan yazıda aynı zamanda Simurg’un harflerine biçilmiş anlamlar da ele alınıyor. Buna göre serinin sekiz aşaması kurulum, *sorgulayan, *idealist, *mücadeleci, *uyumlu, *realist, *gençlik ve son olarak metodolojidir. Serinin yazıları:

1) Kaf Dağı’ndan Sevgilerle
2) Sorgula Dostum
3) Botanik İdealler
4) Asılsız Kadim Mücadeleler
5) Bermuda Uyumsuzlar Üçgeni
6) Ruhsatsız Gerçeklik
7) Genç Dimağ
8) Deneysel Kaf Metodolojisi



Paylaşmak Güzeldir:

M. Haluk Ovacık
M. Haluk Ovacık
Simurg Derneği kurucularından olan M. Haluk Ovacık kendi Kaf Dağı yolculuğunu sürdürmektedir. Hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşlarının ideallerinin bir parçası olmaya özen gösterir. Tiyatro ve sinemayı takip etmek en sevdiği aktivitelerdir. Hedefi, sevdiği alanlarda yetkin bir birey olmaktır. Kendisini çalışırken veya toplumsal analizler üzerinden tavsiyeler verirken bulabilirsiniz.