Özledim
Aralık 8, 2018
Gözümüzden Kaçan İnternet Siteleri
Aralık 8, 2018

Ruhsatsız Gerçeklik

Bakıyor ve Firdevs-i a’lâ bu olsa gerek diyordu üstün olan. Bulduğu tüm kavramların arasında kabul ettiği gerçeklik buna işaret ediyordu. Bütün sorgulamaların arasında güzellik bu olmalıydı ki herkesin sahip olma gayesi bir anlam kazansın. Oysa insan, üstün olmak için seçtiğini doğru görmek ister. Kimi zaman da adımların arasında kaybolmamak için gerçek olmak. Tüm bu karmaşanın içerisinde koştururken yorulmuş zihnini daha fazla yıpratmamak adına bir tabure çeker. O an kısa bir sorgulama yaparak gördükleri ile görmek istediklerini zihninde canlandırır. Sanki geniş bir ovada yeni bir kadim mücadele veriliyordur. Olan ile olması istenen savaşıyordur. Ardından ayılır ve ayağa kalkar. En yakınında bulunan dala tutunarak anlamı ilan eder. Mutlak olanı değil anlık olanı.

 

Derin bir soluk alalım ve cevizin kabuğunu kıralım. Kıvrımları ile bize bir takım mesajlar vermek isteyen şeklimiz belki de hayatımızın tam merkezindedir. Aynı altıncı bahçenin mutlak sonun merkezinde olduğu gibi. Zihinleri muhteşem canlılar olarak hayatlarımız o kadar da ihtişamlı değil. Ancak hepimizin peşinde olduğu bir ihtişam var. Hepimizin bir kabulü ve amacı var. Bazılarımız için bu para bazılarımız için ise merak. Sonuç olarak seçtiklerimiz ile hayatlarımızı yorumluyoruz. Geçmişimiz ile utanıyor geleceğimiz ile böbürleniyoruz. Aslında kaybolan bir yapboz parçası gibi yerimizi arıyoruz. Engelleri yarıyor günlerimizi yaşıyoruz. Gecesinde bitap düşüyor veya yeniden sorguluyoruz. Parçalar birbirine uymadığında o kadar kızıyoruz ki kaşlarımız düşüyor. Kirpiklerimizin nezaretinde özgürlüğü yakalamak için gücümüzü toparlayıp bir hedef seçiyoruz. Sahi neden dün mantıklı gelen bugün bize sırıtıyor. Daha dün anlamamış mıydık yaşamı. Herkes ekmeğinin peşinde koşuyor, taraflarını seçerek dişlerini gösteriyordu. Simite baktığımızda martıları, gökyüzüne baktığımızda sonsuzluğu görüyorduk. Neden bugün simit fakirliği gökyüzü ise imkansızlığı temsil ediyor? Üstün olacağız derken yanlış gerçekliği kabul etmiş olmayalım.

 

Dertli insanlar hayatımızdan hiç eksik olmadılar. Halen devam eden ve günümüz tedavülünden çok öncesine dayanan bir ticaret var. Dert dinleyip dert paylaşmak. Kelamların seviştiği nadide masaların yıldız misafiri. Misafirimiz der ki: Dinlediğiniz kadar anlatır, anlattığınız kadar dinlersiniz. Kimisinin derdi çok güçlüdür. Karşısında fazlasını anlatasınız gelir. Kimisinin derdi ise basittir. Kendi derdinizi anlatabilmek için aylarınızı verirsiniz. Dert kültüründen kopuk bir şekilde sadece anlatayım diyenlerden de olabilirsiniz sadece dinleyeyim diyenlerden de. Uzunca bir zamandır anlatıyor ve dinliyorum. Fincanıma ortak olanları da toprağıma kardeş olanları da. Hatta havanın temas ettiği her canlıyı takip etmeye çalışıyorum. Sahi, tüm canlılar olarak da havanın ortağıyız. Bir fırsat yakalayıp bunun derdine düşmek de iyi olabilir. Şimdilik sadece anlatılanlardan seçtiğim bir gerçeği paylaşayım sizlerle. Üstün olmak zorunda değiliz!

 

Dünya üzerinde ruhsatlandırılabilecek tek bir gerçek olabilir. “Hepimiz geliyor ve gidiyoruz.” Bugüne ulaşamayan milyonlar gibi bizim de ulaşamayacağımız milyonlar olacak. Aman ha üzülmeyelim bu gerçeğe. Hislerimizi anlatmak istediğimizde aramayı seçtiğimiz o samimi insandan değiştirmek istediğimiz onlarcasına zaten milyonlarla yaşıyoruz. Tüm bu düzen içerisinde ölümsüz olmaya çalışmak biraz yanlış değil mi? Peki geçmişe yanıp geleceğe ulaşacağım derken bugünün hakkını yemek haksızlık değil mi? Dinlerken en çok bunu duyuyorum. Ölümsüz olmak. Nefesin tükendiği noktada başkalarını etkilemenin gücü ile hep var olmak. Evet etki çok güzel bir unsur. Fakat hatırlanmak için üstün olmaya çalışmak etkinin masumluğunu sizce de bozmuyor mu? Bence bozuyor. Kendim de dahil olmak üzere kimseyi bir boşluğa sevk etmek istemem. Sonuçta hayat ölümsüz olmaktan çok daha fazlası. Hayat, etkinin verdiği hazlar silsilesi. Keşfin getirdiği karıncalanma hissi. Hatırlamanın verdiği mutluluk ve daha nicesi. Demek istediğim şu ki, gerçeğiniz dünyanın en güçlü ülkesi olmaksa ve bu amacınıza ulaşırsanız sadece en güçlüsü oluyorsunuz. Oysa halen sokaklarınızda aç insanlar yaşıyor olabilir. Gerçeğiniz para kazanmaksa ve en çok kazanan kişi olursanız sadece zengin oluyorsunuz. Hala mutluluktan ve tatminiyetten uzak olabilirsiniz. Gerçek atfedilen bu kavramlar bir amaç değil bir araç sadece. Araçlarınızı önceliklendirmek ve ölümsüz olmak için etkilemektense ilk olarak kendinizi etkilemeyi deneyin. Hatırlanmak için değil, keyif almak ve mutlu olmak için. Bilin ki, sahip olma gayesi ile koşturan kayıpları anlamlandırmak için popülerleştirilmiş gerçeklere ihtiyacınız yok. Çünkü onlar sadece ruhsatsız gerçekler!

 

Yordum, yoğurdum, anlattım ve izah ettim. Bilmem kendimi anlatabildim mi. Artık sonuca gelelim. Gerçeğiniz basit istekleriniz olsun. Sevdikleriniz ve sevdiğiniz işler ile haşır neşir olun. “En” olmak veya üstün olmak için bir gerçeği seçmeyin. Kendinizi kandırmayın. Kendinizi tanıyın. Size küçülün demiyorum. Açlığı bitireceğim derken günü insanlığın elçisi olarak da bitirebilirsiniz. Kim bilir belki de adımlarınız başta arayışınız olmak üzere tüm acizlerin refakatçisi olur.

Kaf dağına ulaşabilmek dileği ile.

 

Deneysel Kaf Yazı Serisi
Deneysel Kaf Yazı Serisi ile Simurg Derneği kurucularından olan M. Haluk Ovacık kendi Kaf Dağı yolculuğunu felsefi yönüyle ele almaya çalışıyor. Seri, efsanevi Simurg mitolojisindeki gibi çeşitli vadileri kavramsal açılardan aşarak Kaf Dağı’na yani kendini bulmaya yönelik amaç ediniyor. Yedi vadi ve kaf dağı olmak üzere toplamda 8 aşamadan oluşan yazıda aynı zamanda Simurg’un harflerine biçilmiş anlamlar da ele alınıyor. Buna göre serinin sekiz aşaması kurulum, *sorgulayan, *idealist, *mücadeleci, *uyumlu, *realist, *gençlik ve son olarak metodolojidir. Serinin yazıları:

1) Kaf Dağı’ndan Sevgilerle
2) Sorgula Dostum
3) Botanik İdealler
4) Asılsız Kadim Mücadeleler
5) Bermuda Uyumsuzlar Üçgeni
6) Ruhsatsız Gerçeklik
7) Genç Dimağ
8) Deneysel Kaf Metodolojisi



Paylaşmak Güzeldir:

M. Haluk Ovacık
M. Haluk Ovacık
Simurg Derneği kurucularından olan M. Haluk Ovacık kendi Kaf Dağı yolculuğunu sürdürmektedir. Hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşlarının ideallerinin bir parçası olmaya özen gösterir. Tiyatro ve sinemayı takip etmek en sevdiği aktivitelerdir. Hedefi, sevdiği alanlarda yetkin bir birey olmaktır. Kendisini çalışırken veya toplumsal analizler üzerinden tavsiyeler verirken bulabilirsiniz.