Otogarların hüzünlü kokusunu içime doldurduğum bir akşamdan sesleniyorum herkese. Bu otobüs hanlarının neden kapıları kavuşmaya bile açılsa hüzün taşıdığı üzerine düşündüm geçenlerde. Düşündüm de çatladım, çatlamasam bulamayacaktım. Belki bulurdum ama […]
(Bu hikâye bütün Müzeyyenlere adanmıştır.) Bugün hava durgun, insana elle tutulabilirmiş hissi verecek kadar yoğun ve sıcak. Gizli ölümün kokusunun muhitime sindiğini anlamak için keşiş veya şaman olmaya gerek yok. […]
Hercai: Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren. Aşkta değişken, vefasız. ~ Ağustos böcekleri ve ileride eriyen asfalt. Böyle ıssız yollarda kafamı camdan çıkararak araba kullanmak, başka bir dilde […]
Dilhun: İçi kan ağlayan. ~ Nefes aldığımı hissedememeyi sevmiyorum. Hava bu kadar sıcakken hayat içime girmeksizin, onunla hiçbir alışverişim yokmuşçasına sırasını savabiliyor. Sanki havada asılı kalmak gibi, bu sıcaklarda ne […]
Yazdığım bu cümle, cümle kurabiliyor olmamın kanıtıdır. Geldiğin bu nokta ise okumaya devam ettiğinin. Bir öyküye böyle başlanmazdı. Bilinmeyen bir sesleniş ile giriş yapmak belki de daha çarpıcı olurdu aynı […]
Neresi olduğunu bilmediğim bir yerde gözlerimi açmıştım. Bu bir kayboluş hikâyesi değildi, daha ilk anda içten içe hissetmiştim. Bulunduğum yeri tanımlayamıyor ancak tanıyordum. Düştüğüm yerden doğrulmuş ve dizlerimin üzerine oturmuştum. […]