Erol-Tütsüyen
Ekim 3, 2020
Gözlerimin Arkasındakiler
Ekim 3, 2020

Muhammed Yavaş İle Söyleşi ‘Adı Zeynep Adlı Kitabı Hakkında’

Muhammed Yavaş’ı ve son çıkan kitabı Adı Zeynep’i yakından tanıyalım isterim. Bu kitap, Türkiye’nin gündemini oldukça meşgul eden, toplumda derin yaralara sebep olmuş kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin, eşitsizliklerin, uygulanan baskının ve korkutmanın yani okuyucularının da dile getirdiği gibi “Türkiye’deki kadın olmanın bir özeti” niteliğini taşıyor. Artık bir şeyler yapılmalı diyerek yazmaya başladığı kitabını bir de kendisinden dinleyelim.

Muhammed Yavaş kimdir, kendinizden bahseder misiniz?

7 Mayıs 1994 tarihinde Çanakkale’nin Biga ilçesinde doğdum, aslen Çanakkale Yeniceliyim. İlk ve orta öğrenimimi Çanakkale’nin Çan ilçesinde tamamladıktan sonra 2012 yılında Gazi Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünü kazandım. İlk kitabım Ben Dünyaya Kanıka Olarak Gelmişim’i, 2017 yılında ikinci kitabım Enişte Bey Diyeceksiniz’i 2018 yılında, üçüncü kitabım Bu Da Mı Gol Değil’i 2019 yılında okurlarımın beğenisine sundum. İlk üç kitabım mizahtı ancak daha sonrasında tarz değiştirdim ve Türkiye’nin kanayan bir yarasına parmak basarak kadın cinayetlerini anlatan bir roman yazdım, bu romanda aynı zamanda dik duran kadınların mücadelesine, feminizme, LGBT haklarına ve İstanbul Sözleşmesi’ne de değindim. Yazarlık dışında çeşitli kısa film, belgesel ve reklam filmlerinin yönetmenliğini, senaristliğini ve oyunculuğunu üstlendim, hepsi YouTube’de mevcuttur. Yaşadığım ilçe Çanakkale’nin yerel gazetesi Çan’ın Sesi’nde muhabir ve köşe yazarı olarak çalışıyor, aynı zamanda kitap editörlüğü yapıyorum ve boş zamanlarımda yaratıcı yazarlık üzerine çalışmalar gerçekleştiriyorum. Aynı zamanda çevre hakları, hayvan hakları, kadın hakları gibi konularda mücadele eden bir doğa gönüllüsü ve aktivistim.

“Adı Zeynep” adlı kitabınız yeni çıktı, bu kitabı yazma hikayenizi öğrenebilir miyiz?

2009 yılında Münevver Karabulut’un ölümü ile başlayan kadın cinayetlerinden çok etkileniyordum, yazdığım mizah kitaplarının ardından da nitelikli bir esere yer vermek istemiştim ve 2018 yılının mayıs ayında Şule Çet’in ölümü beni bu konuya eğilmeye itti. ‘’Artık bir şeyler yapılmalı.’’ dedim. Ne yapabilirimi düşünürken kadına şiddet üzerine bir kitap yazma kararı aldım ve romanımı yazmaya başladım.

Kitabınıza bu adı vermenizin sebebi neydi?

Çünkü kitapta ‘Adı Zeynep’ olan iki ana karakter var. Gazeteci Zeynep Yücebaş ve Avukat Zeynep Yücedağ. İkisi de başlarına kötü olaylar gelmiş, şiddet görmüş ama her şeye rağmen hayat mücadelesini devam ettiren ve dimdik duran iki kadın karakter.

Kitabınızı okuyanların geri dönüşleri nasıl oluyor?

Kitabı okuyan herkes, bu kitabın mutlaka duyulması gerektiğini, Türkiye’deki kadının durumunu bir özet niteliğiyle anlattığını söyleyerek bunu bir erkeğin yazdığına inanamadıklarını söylüyor.

Daha önce kitap yazmak gibi bir hayaliniz var mıydı?

Lisedeyken yazarlık kulübümüz vardı, orada şiirler ve kompozisyonlar yazıyordum ve elbette ki bu hayalim vardı. Bir gün bunu başaracağım diyordum ve Allah’a şükür başardım.

Bu kitabı yazmanızda Türkiye gündemin etkisini değerlendirebilir misiniz?

Kadına şiddet ülkenin EN ÖNCELİKLİ sorunu. O yüzden kesinlikle bu kitabı yazmamda etkisi var.

Feminist misiniz? Türkiye’deki Feminizm için neler söyleyebilirsiniz?

Feminist olmak için illa kadın olmak gerekmiyor. Feminist olan çok erkek, feminist olmayan çok kadın gördüm, feminizm aslında yanlış biliniyor ya da çoğu kişi tarafından bilinmiyor. Bir insan gerçekten feminizmin anlamını bilse erkek de olsa kadın da olsa savunucusu olur zaten. Türkiye’de feminizm erkek düşmanlığı olarak algılanıyor, hayır, hiç öyle bir şey yok, feminizm kadın ve erkeğin eşitliğini savunur. Yani şöyle ki nasıl ki bir erkek araba tamir edebiliyorsa, futbol oynayabiliyorsa kadın da yapabilir. Nasıl ki bir kadın güzel yemek yapabiliyorsa, ev işlerini yapabiliyorsa bunu erkek de yapabilir. Kadın ve erkek feminizmde bütünüyle eşittir.

Bir gazeteci olarak kitabınızda mesleğinizin getirmiş olduğu avantajlardan yararlandınız mı? Hangi araştırma yöntemlerini kullandınız?

Kitaptaki kadın karakterlerden birisi gazeteci. Onun gazetecilik özellikleri zaten aslında benim özelliklerime benziyor, o yüzden bu avantajlardan tabii ki yararlandım. Araştırma için de genelde Google kullanırken gerçek olaylarda kişilerin ailelerine ulaştım.

Sizi ve yazarlığınızı etkileyen yazar ve kitaplar hangileridir?

Zülfü Livaneli hayranıyım ve hemen hemen her kitabı beni fazlasıyla etkilemiştir. Bunun dışında Zweig ve Hemingway da tarzını sevdiğim yazarlar. Ahmet Ümit’in Sis ve Gece’sindeki Mine karakterinden de çok etkilenmiştim ama genel manası ile bakacak olursak Livaneli’nin Mutluluk kitabındaki Meryem, beni Adı Zeynep romanını yazmama sevk etti diyebilirim.

Kitabınızı üç kelime ile tanıtacak olsanız hangi kelimeleri seçerdiniz?

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!



Paylaşmak Güzeldir:

Pınar Dereli
Pınar Dereli
Marmara Üniversitesi’nde Gazetecilik okuyan Pınar için kalem ve kâğıt asla vazgeçemeyeceği derin bir tutkunun olmazsa olmazları; sanata düşkün, hareketli, enerjisi yüksek biri. Enteresan düşüncelerle aklı hep meşgul. Yeni yerler görmek, gezmek, keşfetmek heyecanı ile dolu. Sohbet etmekten zevk alan, umudun insanı ayakta tuttuğuna inanan ve o da umuda sarılan biri. Fazlaca kitaplarda, birazcık şarkılarda, pek az da hayatta yaşayan biri.