Şehre karşı duran denizin üzerine konumlanmış koltuğumda oturuyordum. Manzara aslında çok güzeldi, martılar ve betonlar… Burası zaman geçirebileceğim en güzel alanlardan bir tanesiydi çünkü dünya vardı. -yaşadığım yere kıyasla- Güzel döşenmiş bir kutu, içerisinde onlarca hikaye. Her gecenin düşünceleri, her sabahın telaşları o kutunun içerisindeydi. Keşke solda da bir pencerem olsaydı ve anılara dünyanın kalanı da şahit olsaydı.
Karşımdakiler öyle değildi ama. Onların da kutu gibi bir odaları ancak dünyayı onlara davet eden bir yolları vardı. Hem de sol pencere değil, tamamen açık bir alan. Aynı şu an benim oturduğum yer gibi.
Sanki yer değiştirdikçe, dünyanın bana ulaşabilirliği de artıyordu ancak benim isteğim sadece solda bir pencereydi. Belki o pencereyi aldıktan sonra balkonu da isterdim, kim bilir? Fakat şu an, dünyada yaşayan biri olarak dünyanın bana minicik bir daireden ulaşmasına bile razıydım. Çünkü o bana ulaşmadıkça, ben yaşayamıyordum.
Gelin sizlere yaşayamayışımı biraz daha derinden anlatayım. Sabah mı akşam mı olduğunu anlamaksızın alarma uyanır ve hazırlanırdım. Dışarı çıkmak için kapımı açtığımda her zamanki gibi günlük akışı gösteren bir broşür kapımın önünde olurdu. Kahvaltıya gider, havuza girer, öğle yemeği yer, kitap okur, akşam yemeği yer ve penceresiz odama dönüp uyurdum. Zorunlu olmadıkça iletişim yoktu, bu bir seçicilikten mi kaynaklıydı yoksa öyle olması gerektiği için mi bilinmezlikteydi. Ancak günün en garip yanı ise anonslardı, ‘Hello hello! Today’s news are here…’ kaçılamaksızın her yerden duyulan o neşeli erkek sesi, aynı filmlerdeki kadar yapay duruyordu. Bu yapaylığı anımsadıkça inanılmaz derece ürperiyordum.
Peki bu neden bir yaşayamayıştı? Fikrimce, başka yaşanmışlıklar olmadığından. Kişilere göre hikayeler oldukça değişir; başrolleri, yan karakterleri, figüranlar sürekli değişkendir ancak değişmeyen tek şey ise o hikayenin var olabilmesi için başka yaşanmışlıklara karışabilmesi gerekliliğidir. Ben bu anlatıda ise tam olarak bunu eksik görüyorum. İnsanlar var, oradalar; hikayeler var, duruyorlar fakat hikayenin karakteri dünyanın ona erişmesinin ne demek olduğunu çok geç anlamış biri. Sol penceren olsa da olmasa da, sen dünyaya erişmeye çabalamadıkça dünya sana gelmeyecek.