“Nedir amatörizm? Kâr ya da ödül beklentisiyle değil, tabloyu daha geniş çizmeye, belli çizgiler ve engeller arasında bağlantılar kurmaya duyulan aşk ve dinmek bilmez merakla; bir uzmanlık alanına kapatılmayı reddederek belli bir meslekten olmanın insana getirdiği her türlü kısıtlamaya rağmen düşüncelere ve değerlere özen göstererek hareket etme isteğidir.” *
Uzun bir es. -nefes alamadan geçen.- Kendime kızmayı çoğu zaman başarıyla yaptığım ve hatta bunun olumsuz çok fazla sorunuyla da yüzleştiğim dönemlerin bir diğeri daha yaşanacaktı aslında. Fakat kendi yolculuğumda da bir şeylerden feragat etmem gerektiğini hatırladığım,anladığım anlarda bu kızma-nefret hali alışmaya dönüyor. Ki acı olan, daha yorucu ve keyifsiz olan da bu. Kızma eylemini yalnız yapmak, içten içe bir mahcubiyet yaşamanın ötesinde hamleye götüren bir artı değer aslında. Fakat ömrün ve mücadelenin bir parçası olan süreçte kendine kızmaktan da öte olan bu alışkanlık hali daha acınası hissettiriyor. -hiçbir şey anlatmadan geçen bir bölüm, pas.- Tüm bunlara rağmen kendime olan kızgınlığımı düzenli olarak yaşayacak olmak ve zaten ara ara başka sebeplerle kızgınlığımın artması sonucu tekrar yazına dönmeye ihtiyacım var. -kış gelmişken, ne acı.-
Kendimi duygusal ve zihinsel olarak en zorlu hissettiğim dönemlerden birini aşarken yeniden yazmaya, üretmeye atılma hali sanırım özü unutup unutmadığıma duyduğum bir korku aynı zamanda. Kendimle zar zor konuştuğum, düzenimi tüketmek, zihnen ve manen destekleyici unsurlardan biraz daha uzak; kariyer, yeni adımlar gibi uğraşlara döndüğüm bir dönemin içinde daha düzenli, -tabii canım, kesin- ara sıra kavramından uzak ve sağlıklı bir üretme adımı özünde. Uzun zamandır -başka ne olacaktı?- plandan öteye gidemeyen her eylemimde olduğu gibi burada da yapamama çekincesinden çıkmak için artık yazmaya oturmam gerekliydi en azından. Bunu yapmış olmak bile büyük bir artıyken içimdeki özrü ve kızgınlığı aşmak için çok uzun bir zamana ihtiyacım var gibi hissediyorum. -ki ilginçtir, doğru.- Yalnız kalmanın keyfini yalnızken sürmek biraz ilginç bir ikilem çünkü aslında yalnızlık bir özgürlük, eylemlilik sunar. Fakat sürecin zararı, artık yalnızlığın doğurduğu şeyin yalnızca yalnızlık olması. Kişinin keyif algısı, eylemliliği ve yaşam beklentisi ürettikleri, paylaştıkları ile değil de yalnızlığı ile birleştikçe kabuk yumuşak zemine temastan dahi kaçınıyor.
İşte bu yumuşak zeminin ilk adımlarından -kaçıncı ilk adımsa artık- yazma süreci. Aysar için çabaladıkça iyi hissettiğim; fotoğraf, seslendirme ve yazma eylemlerinin bu denli amatör ruhla zihnimde eşleşmesi biraz olsun keyiflendiriyor. Gerçekten kendimle en çok zorlandığım bir dönemde halen beni bağlayan unsurun burası olması umarım bir bağımlılık hali değil de ilerleme çabasının yansımasıdır. -göreceğiz.- Ve bu düşüncenin en zengin hissettiren yanı da amatörizm kavramının getirdiği iç huzur. Hoş, bu isteğin maddi bir kâr olmasa da bana katacağına inandığım çok artısı var. Ama yine de kendi çabalarımın önünde dış etkiler hazır yokken -ki çok çabuk oluşabilir- üretmeye devam edebilmek benim için en büyük özgürlük olacak. Aslında kendi irademle verdiğim savaşta -ki oldukça zorlu- ne denli başarılı olduğum buraya ürettiklerimle ölçülecek durumda. Birkaç etmen daha var ama bu alan, yazmak-çekmek-okumak en belirleyici taraf.
Tüm bu süreci de düzenli olarak yayıma hazır hale getirme gayretindeyim. İlk adım da bu yazı bittiğinde, şu an okumuş olduğunuz dizgide sunabilmek. -mümkünse- Basım olsun olmasın fanzin ruhunu yaşama çabasına zihnen ve duygusal olarak bu denli hazırken en verimli yapacağım şey bu olacaktır.
Her ilerleme, başlangıçta göründüğünün ancak yarı büyüklüğündedir.
Kitabı henüz okumadım ama bu bölüm hem kendimi sorgulamamı hem de her uğraşımda aslında nasıl bir yanılsamanın içinde olduğumu anlattı bana. -konuşamaz, sadece watsapp- Freud’un her sözüne yakın değilim, her cümlesi de durup düşündürtmüyor belki ama bu alıntı kendi çabalarımda ne denli hızlı istediğimi, olması için yeterince uğraşıp uğraşmadığımı bilmeden -ki ekran süresinden belli aslında- direkt bana iyi geldiği anlara odaklandığımı hissettirdi. Sürece inanıp yolu sevme halinin o kadar uzağında kaldık ki -ya da sadece ben kaldım, bilmiyorum- ilerlemeye de değil ilerlemiş olmaya odaklandık. Her hikayenin sonunu gördüğümüzde yalnızca sonları olan, tükenmiş ve kazaya uğramamış insan figürü çok uzun zaman önce mümkündü. Şu dönemde ya kazalar örtbas ediliyor yahut sonu çok çabuk geliyor herkesin. İlerlemiş olmayı ummak ve hatta bunu hissetmek dahi çabucak yetinmeye, çabasızlığa sürükleyebiliyor. Ancak ne denli geliştiğimi -ki hiç olan noktalarım da var- kendime söylemek yerine görmek için üretmeye, en azından üretebildiğimi görmeye ihtiyacım var.
Elbette tüm bu söylediklerim kendimi başarısız, gelişmemiş, uğraş vermeyen biri olarak yorumladığımı düşündürebilir ama durum bunun tam aksi olarak kendimi sorgulamaya itiyor. Ki başarı ve gelişme kavramlarına bakışım halen çok sübjektif devam ediyor ve benim başarı olarak gördüğüm herhangi bir şeyin çoğu insan için ifade ettiği hiçbir şey olmaması oldukça makul. Yine de kendi sürecimi gözlemlemek ve yetinmemeyi tekrar normalleştirmek için atacağım her adımla kendi irademe karşı bir kez daha zorluk çıkarmayı planlıyorum. -beklemede, hazır.- Yolculuğun yarın bitmesi durumunda bıraktıklarım için mutlu olacağım bir haldeyken aslında bırakabileceklerim için oldukça eksik kalacağım gerçeği ancak bu çaba ve ilerleme isteğiyle biraz olsun kırılıyor. Hoş, bırakabileceklerim kimsenin umrunda olmayabilir şeyler de olabilir -ki daha mümkün- ama potansiyel çabadan uzak kalmamak için nu uğraşa ihtiyaç var. -yaaani.-
Şu dönemde yeni uğraşlar için oldukça heyecanla araştırma yaparken, hepsi için ayrı ayrı hayaller kurarken hali hazırda elimin altında olan; kendimi daha çabuk adapte edebileceğim çabalarıma geri dönme isteğim de bu yüzden. Tüm bu heyecanı önce üretebilmeye adamak, eminim ki diğer hayallerin başlatıcısı olacaktır. -söylendi bunlar, dinledik.- Tekrar yazmaya başlamak şu kısa sürede bile o denli rahatlattı ve ufkumu açtı ki kısa bir iyi ki hissi uyandı. -geçer.- Kendime olan kızgınlığım ve tedirginliklerimi örtmek üzre değil de bunların da yansımalarını görmek için umut olmasını umuyorum. Tükettiğim onlarca, yüzlerce içeriğin zihnimi dağıttığı her an için daha da üretme isteğini de umarım doğru kontrol edebilirim. Her an ben olamadım hissini uyandıran bu çürük içeriklerle dolu zihnin, “oldum aslında noktası”na bu kadar hızlı geliyor oluşu da egonun yansıması sanıyorum. Yarım, hatta o yarısında da kurtlu elmanın tam hissini bir an önce atmak; önce kurdu atıp sonrasında tamamlanmak, ki tam olunmaz ama anlatabilmişimdir umarım, keyifli bir çaba olacak.
Ömür amatör bir metindir teselliler arasında.
Şiir okumayı da çok özlemişim. -tamam.- Biraz dağınık oldu alıntılar; daha önce genel bir konu üzerine yazmaya çalıştığım için seçtiğim alıntılar da buna uygun, akışta sırıtmayan alıntılar olurdu. Fakat bugün biraz daha notlar şeklinde, yeniden kendimi de yazarken görme gayretinde bir ilerleme oluyor. Aslında çok fazla not almayan biriyken maç anlatımları gereği alışkanlığım bu noktada da, ki asıl olması gereken, beni besliyor gibi görünüyor. Birkaç şiir okuduktan sonra kendimi daha da eylemsizleştirmek; iyi şiirlerin içinden çıkamamak gibi çakılmalar yerine uğraşmaya girişmek de tekrar iyi oldu. Kendi şiirlerimi derleme gayretindeyken şu aralar -kendi kendine de okursun artık.- yeni şiirler yazma isteği daha da artıyor. Ki bunun için önümde yazılması gereken çok metin, okunması gereken kitaplar ve kalemimi yeniden açmam gereken uzun bir süreç var. Her taslağın sonunu göremeden kaybolması yerine en azından bir sona kavuşması -herkes gibi- önemli olacaktır.
Bu amatör metinde hangi karakterler olacağı, karakterlere ne kadar zaman ve söz verileceği, ana karakterin yaşayan mı yoksa onu sözde yaşatanlar mı olduğu soruları dizenin yoğunluğu ve estetiğini basit sorulara çekse de sanırım bu soruları sormadan okumam mümkün olmazdı. Dizenin anlattığı genel anlamı açıklamak haddime değil ve muhtemelen benim anladığım ile bir başka okurun çıkarımı arasındaki fark yine dizeye anlamsızlık olarak geri dönecektir ama teselli kavramının bıraktığı iz ile birlikte bu kısa aralıktaki her adımımı daha da düşündüren; bireyin çabasına odaklanmış olduğum süreçlere çokça yabancılaştıran bir dize oldu. Kendimize yettiğimizi hissettiğimizde yaptığımız yalnızlık tesellisi de bizimle ilgili değil; var olan toplum ya da gruplara giremediğim, çıktığımız ve uzaklaştığımız anlarda dışarıya karşı eksik hissetmeme tesellisi aslında.
Bununla birlikte amatör olan metnin yalnızca bir kez yaşamaya vakti olan ve bunun da ne kadar süreceğine dair bilinci kısıtlı; değişkenlerin sınırsız ama imkanların oldukça sınırlı olan kişi veya kişiler tarafından yazıldığı gerçekliği aslında olumsuzluk değil oldukça açık uçlu, umutlu bir ruh hali de oluşturabilir. -ya da sen öyle hissettin.- Amatör olanla ilişkimizi kendi profesyonel çabalarımızdan uzaklaştırıp daha gelişime açık bir zemine sokmaya çalıştığımızda bize sunulan imkan ve imkansızlıkların, değişkenlerin tamamının bu metnin gelişmemesi için bir sebebi olmadığını anlıyoruz. Fakat teselliler o kadar özenle bize net olan gerçekliği sunuyor; ister yalnız ister şanslı ister bahtsız olalım hatrımızda kalan ve ömrün hatırlanmaya en yakın anları yine kendimizi teselli etmemiz gereken anlar oluyor. Kişinin ilerlediğine verdiği tepki artık sosyal medya paylaşımlarından öteye gidemezken, kendisine sunduğu ömrün yalnız başına bir teselli ile sonlanması gerçekliğine alışması mümkün olmayacak. -öldükten sonra çok da ihtiyaç yok gibi.-
Amatör bir kelebek koleksiyoncusu sıradan kelebeklere pek fazla ilgi göstermezdi.*
Amatör kavramına olan sevgiden biraz uzaklaşacak gibi görünüyoruz alıntıyla. Aslında farklı anlamlar ile de mümkün olacağını anlatma çabası olacak. -söyleme göster!- Bir gerçeklik olduğundan şüphe yok, gerçekten de amatör ruh için çabaladığı uğraşın en iyileri her zaman daha ilgi çekicidir. Hatta biraz daha niş uğraşları olan amatörler aykırı olur, kenarda kalır. Dikkat çeker ama yolculukta hep o farklılık olumlu olmayadabilir. Ancak ikinci alıntıdaki sözüm halen geçerli; gerçekten de ilk adımlardaki ilerlemenin ulaştığı yer henüz parmak ucundan yukarı çıkmamış olabilir. Her uğraşının başlangıç seviyesinde kendini bulma çabana yardımcı olacak olan sıradanlıktır belki de. Günün getirisi olarak artık başka bir ülke ya da şehirde gördüğümüzde şaşırabileceğimiz herhangi bir bina, imkan, doğal güzelliğe karşı olan alışmışlığımız ve ilgisizliğimiz burada amatör olarak işlenmiş sadece. Fakat pek tabii işinde oldukça profesyonelleşmiş bir kişi için de sıradan olan kâle dahi alınmayacak unsur olarak değersizleştirilebilir. Sanırım önemli olan biraz daha amatör kavramının seven ve meraklı halini gösterebilmek.
Çünkü en hızlı fark edilen unsurlardan da bulabileceğimiz yolu uğradığımız her sıradanlıkla, ilgi görmemiş ya da daha basit olan kavramlara zenginleştirebiliriz. Kendime karşı basit adımları tamamladığımda gösterdiğim saygı biraz daha artmış olsa belki daha fazlasına olan gayretim de artacak. Ancak amatör olduğum yaşam serüveninde kendime atfettiğim profesyonel olma bilinci o kadar derin ki her zaman yapmış olduğum o basit görünen şeye karşı zaten yapmam gerekiyordu algısında takılıyorum. -öyle de olmalı- Kendimi yüceltecek her unsurdan kaçma gerekliliğim bana iyi gelecek basit övgü ve motivasyon konuşmalarına dahi engel oluyor gibi. En yorucu kısmıysa zihnin yeni bir adım atmadan önce o zar zor gerçekleştirdiğin konuşmaya karşılık aştığına inandığın sorun ve eskikliklerin ile dönmesi oluyor. -hakkıdır.- İlgi göstereceğimiz şey önce kendimiz ve sonra bunu becerebildiysek kelebek koleksiyonundaki sıradan olan olmalı. Hem kelebeklerin koleksiyonerliği pek de insancıl değil gibi. -ha, ha…-
Çabamız her şeye yetmekten aciz, biz öyleyiz en başta. Basite indirgedikçe yaptığımız her şeyi o basit şeyleri yapan aciz varlıklar olarak kodluyoruz kendimizi. Ha gerçekten basitse yaptıklarımız, ki bunu fark etmiş olmak pek de basit değildir, o zaman yeni bir adım için adımlar hazırlamalı. Amatör olan biz için profesyonellik yalnızca egoların tatmini için kullanılan ifadeler sanırım. Ya da amatör kavramı da sıradanın kendini iyi hissetmesi için oluşturulan bir kalıp. Uyup uymamak bilincimize kalmış.
1- Entelektüel | Edward Said
2- Amatör Psikanalizi | Sigmund Freud
3- Ölü Evinde Seks Partisi | küçük İskender
4- Üç’ün Çekilişi | Stephen King