Kaçırmak yahut Özür
Haziran 3, 2026
Sırrın Aynası
Haziran 3, 2026

Sol Pencere

Şehre karşı duran denizin üzerine konumlanmış koltuğumda oturuyordum. Manzara aslında çok güzeldi, martılar ve betonlar… Burası zaman geçirebileceğim en güzel alanlardan bir tanesiydi çünkü dünya vardı. -yaşadığım yere kıyasla- Güzel döşenmiş bir kutu, içerisinde onlarca hikaye. Her gecenin düşünceleri, her sabahın telaşları o kutunun içerisindeydi. Keşke solda da bir pencerem olsaydı ve anılara dünyanın kalanı da şahit olsaydı.

Karşımdakiler öyle değildi ama. Onların da kutu gibi bir odaları ancak dünyayı onlara davet eden bir yolları vardı. Hem de sol pencere değil, tamamen açık bir alan. Aynı şu an benim oturduğum yer gibi.

Sanki yer değiştirdikçe, dünyanın bana ulaşabilirliği de artıyordu ancak benim isteğim sadece solda bir pencereydi. Belki o pencereyi aldıktan sonra balkonu da isterdim, kim bilir? Fakat şu an, dünyada yaşayan biri olarak dünyanın bana minicik bir daireden ulaşmasına bile razıydım. Çünkü o bana ulaşmadıkça, ben yaşayamıyordum.

Gelin sizlere yaşayamayışımı biraz daha derinden anlatayım. Sabah mı akşam mı olduğunu anlamaksızın alarma uyanır ve hazırlanırdım. Dışarı çıkmak için kapımı açtığımda her zamanki gibi günlük akışı gösteren bir broşür kapımın önünde olurdu. Kahvaltıya gider, havuza girer, öğle yemeği yer, kitap okur, akşam yemeği yer ve penceresiz odama dönüp uyurdum. Zorunlu olmadıkça iletişim yoktu, bu bir seçicilikten mi kaynaklıydı yoksa öyle olması gerektiği için mi bilinmezlikteydi. Ancak günün en garip yanı ise anonslardı, ‘Hello hello! Today’s news are here…’ kaçılamaksızın her yerden duyulan o neşeli erkek sesi, aynı filmlerdeki kadar yapay duruyordu. Bu yapaylığı anımsadıkça inanılmaz derece ürperiyordum.

Peki bu neden bir yaşayamayıştı? Fikrimce, başka yaşanmışlıklar olmadığından. Kişilere göre hikayeler oldukça değişir; başrolleri, yan karakterleri, figüranlar sürekli değişkendir ancak değişmeyen tek şey ise o hikayenin var olabilmesi için başka yaşanmışlıklara karışabilmesi gerekliliğidir. Ben bu anlatıda ise tam olarak bunu eksik görüyorum. İnsanlar var, oradalar; hikayeler var, duruyorlar fakat hikayenin karakteri dünyanın ona erişmesinin ne demek olduğunu çok geç anlamış biri. Sol penceren olsa da olmasa da, sen dünyaya erişmeye çabalamadıkça dünya sana gelmeyecek.



Paylaşmak Güzeldir:

Su Kutan
Su Kutan
Geleceği merakla ve heyecanla bekleyen bir kadındır Su. Sanki bir kitap okurmuşcasına gelecek günleri beklerken anılarını yâd etmeyi çok sever. Kafası bazen çok karışır ancak bu karışıklığın kurtarıcısı da renkli hayal gücü olur. Aslında, hayal gücü Su için düşünülenden daha fazla öneme sahiptir öyle ki; hayal gücünün kullanılmadığı bir yaşama inanmayan Su, asla ama asla hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğine emindir. Çünkü fark etmiştir ki özellikle kendi gerçekleri bir hayalden oluşmuş ve gününü şekillendirmiştir. Gerek kalemi gerek tuvali ile bu hayal gücü serüvenine devam etmenin huzuruyla gelecek gizemleri bekleyen Su için Zümrüdüanka Dergisi sezgili bir bekleyişe de yol açmaktadır. "Hisler, renkler ve hayallerle geleceği beklemede kalın!"