Devrimin Anlatılışı
Mayıs 15, 2026
Aksinden Korkma Topraksız Çiçek
Mayıs 15, 2026

Selam ben Gri.

Selam ben Gri. Biraz kafası dağınık, bulanık biriyim. 20 yaşında, tıp okuyan ve muhtemelen çoğu kişinin küçük çocuklarıyla tanıştırmak isteyeceği örnek bir ablayım. Saygılı, şefkatli, bazen komik biriyim. Komik kısmı yalan olabilir. Kendimi övmeyeceğim, kısacası dışarıdan bakınca oldukça temiz bir persona çiziyorum. Gelgelelim saf beyaz değilim. Bazen hızlı öfkelenebiliyor, bazen aynı şefkati kendime gösteremiyor, özgüvensiz ve kıskanç olabiliyorum. İkili ilişkilerde değil. 

 

Üniversite okuyan bir gencim. Kendimi ifade etmeyi seviyorum. Ara sıra eğlenmek için latin gecelerine gidiyorum. Dans etmeyi, spontane karşılaşan iki insanın müziğe eşlik eden uyumunu seviyorum. Arkadaşlarımla toplandığımızda kafa dağıtmak veya eğlenmek istersek bir iki bira içiyoruz ara sıra. Çok kederlenirsem belki birkaç dal sigara yakıyorum nadiren. Bunlar da benim grilerim. Bazıları antrasit hatta.  

 

Geçenlerde bir beyazla kesişti yollarımız. Beyaz güzeldir; ışığı yansıtır, parlar, parlatır. Beyaz saf iyidir. Hiçbir siyahlık ve grilik bulaşmamış, temiz bir sayfadır. Ya da en azından bize gösterdiği kadarıyla. Çok iyi kalpli, düşünceli, nazik… Yeni nesil tabiri ile “husband material” hatta. 

 

Bir iki hafta aynı yolu yürüdük kendisi ile. Bence beni merak etmesindeki en büyük sebep gri olmamdı. İki beyaz birlikte iken pek eğlenceli olmuyorlar çünkü. Gayet güzeldi yol, taşsız asfalt bir yol, güneşli bir hava, iniş çıkışsız, öngörülebilir ve güvenli. Yan tarafıma baktığımda tuttuğum elin yok olacağı bir boşluk hissi hiç olmadı. 

 

Ama… Ama birkaç hafta sonrasında bir yol ayrımında farklı yönlere gittik. Daha doğrusu ben onun yolundan ayrılmak istedim çünkü ellerimizin kesiştiği her yerde ben onun saflığını bulanıklaştıracağımdan korktum. Bembeyaz tuvalinin bazı yerleri benim parmaklarımla is rengine büründü. Elim yüzüm toprakla uğraşmaktan yer yer çamur olduğundan onu sevmeye kalkıştığımda üstü başı kirlendi. Bizim İstanbul Beyefendisi yürüyüş yapmaya bile beyaz gömlekle geldiğinden önce biraz sinirlendi ama sonrasında gülüp geçti. Gerçekten geçti mi yoksa geçiştirdi mi, asla emin olamadım. 

 

Duysanız çok şen bir kahkahası var. O güldüğünde ister istemez herkesin yüzünde bir gülümseme olur. Ama ben her temasımızda güleceğinden emin olamadım. Bugün ona eğlenceli gelen griliklerimin, birlikte geçirdiğimiz vakitler akıp gittikçe gözüne batacağından korktum. Bu sebeple önümüze çıkan ilk yol ayrımında ellerimizi bozan ben oldum. 

 

Sonrasında bir antrasitle tanıştım. O da benim gibi, ilk bakışta güzel bir persona çiziyor. Aynı şehirlerde yaşamışız, ortak arkadaşlarımız var. Biralarımızı tokuştururken yeni döndüğü Uzak Doğu’da yaptığı gönüllülük projesini sabaha kadar anlatsa, sıkılmadan dinleyeceğim kadar iyi bir hikaye anlatıcısı. Ve çok da komik. 

 

Elektriğimiz ilk anda uyuştu. Arkadaş olmamız gerekirken kendimizi ilginç bir enerjide bulmamız da bu sebepten. Yine Gen-Z’lerin tabirlerinden kullanacağım: Bir süre situationship idik. Uyumlu ama farklı karakterlerdeydik. Çok az ortak dinlediğimiz şarkılar vardı mesela ama birbirimizin müzik zevkini beğeniyorduk. O az olan ortak sanatçılar hakkında saatlerce konuştuğumuz günleri hatırlıyorum. 

 

Ama Antrasit ile de yürümeye devam edemedik. Hayatın başka zamanlarındaydık. Sanırım ilk ben koşmuştum. O zamanlar koşmak istemediğinden olduğu yerden, uzaktan sesleniyordu sadece. Birbirimiz gördüğümüz ama duyamadığımız, anlayamadığımız bir mesafede birkaç yüz metre sonrasında yine yanıma ulaştığında birlikte yürümediğimiz metrelerdeki soru işaretleri ve kırgınlıklar onarılamadı. İlk değil ama birkaç yol ayrımı sonrasında yine farklı yönlere gittik. 

 

Bu iki uç hikaye birbiri ardına yaşandı. Bu sebeple aldığım kararları hep çok düşündüm ama yine de verdiğim cevaplarda hep suçlu hissettim. 

 

Benden daha koyu Griler ne zaman kalbimi kırsa Beyaz’a haksızlık mı yaptım diye aklıma düşer. Eğlenceli, arkadaşça ilişkimizin dönüşmesi için zaman tanımadım mı sorgusu beni kemirir. Antrasit ile bu kadar organik ve kaçınılmaz enerjimizin Beyaz ile olan ilişkimizi yetersiz hissettirdiğine üzülür ve bir daha bu kadar organik bir bağ kuramayacağım endişesini taşırım. Saatlerce üstüne konuştuğumuz sanatçıların en sevdiğimiz şarkısını şimdi yalnız başıma dinlerken birkaç mısra dökülür kalemimden, bir ah kaçıverir dudaklarımın arasından.

 

Bir süre daha bu melankolide bekleyim kendimi aynaladığım süreçte kalacağım.

Hava biraz yağmurlu, bir bankta oturuyorum.

Kalbimi onarıp, zihnimi durulttuğumda yol almaya devam edeceğim. 

 



Paylaşmak Güzeldir:

Arife Vildan Bakar
Arife Vildan Bakar
Gaziantep Üniversitesi'nde tıp öğrencisi. Darüşşafaka'da Carpe Diem Dergisi ile başlayan yolculuğu onu Zümrüdüanka Dergisi GYY'ne getirdi. Aktif olarak "Nen nasıl bir insan olmak istiyorum?" sorusuna cevap arıyor. Bu sebeple dans ediyor, yazıyor, keman çalıyor ve daha birçok şey deniyor. Tüm bunları yaparken hayat enerjisini kaybetmemeye ve çevresindekilere iyi gelmeye çalışıyor. Aşamadıklarını işleyerek üretmeyi seviyor.