Her şeyi anlatmakla hiçbir şey anlatmamak arasında sallanan bir salıncaktayım. İşte bu basit harmonik hareket ile dengeliyorum satırlarımı.
Gündemdeme’nin 2. bölümü yazılmaya çalışılırken; yıllardır kayıp kadın cesetlerinin izleri bulundu ‘büyük adamların’ gizlediği, toprağın altındaki bir diğerleri hakkını aramak için çıktı sokaklara, bir vekil tarafı olmadığı bir davanın kurbanı olurken, dar boğazlar belirsizliğe açılıp kapandı savaşın gölgesinde.
Bir de çocuklar öldü.
Geçen ay savaşın gizlediği isimler öldürmüştü çocukları,
Bu sefer katiller belliydi. Miydi?
Evet iki kendini bilmez saldırdı çocuklara. Bu saldırganlar okula girdiklerinde; Evet, bir güvenlik önlemi yoktu ama güvenlik önlemi yok diye de okulu suçlayacak değiliz ya. Bu okulun güvenlik önlemlerini alması için ödeneği, bu güvenliğin ciddi bir mesele olduğu yönündeki emri “sağa sola bakanlar” vermiyor ya. E onlar bakarken bize bakmak düşmez. İki şuursuz yüzünden bakanlara, bakmayın siz artık diyecek değiliz; bakana zeval olmaz. Tekinsiz bir eğitim- öğretim ortamı tekin şahıslara emanet olunursa sorgulayacak bir sorun kalmaz ortada -sistem de beraberinde yok olacaktır neyse ki-.
Her şeyi anlatmakla hiçbir şeyi anlatamamak arasında bir yolda yalpalayarak ilerliyorum.
Bu ay izlediğim bir tiyatroyu paylaşıyorum sizlerle: V. Frank adı. Koç Üniversitesi Tiyatro Kulübünün sergilediği oyun, vatandaşların içinde asla paralarını alamadıkları düzmece bir bankadan yola çıkarak kapitalizm eleştirisine dayanıyor. Oyunun başında 2 işsiz Heini ve Pauli soymayı planladıkları bu bankanın önce personeli sonra kurbanı oluyorlar. Çalanlar daha çok çalanlara kaptırıyor kolunu. Biraz itibar biraz maddi olanaklar “daha az” hırsızları cezbediyor. Sonra bu çalma potansiyelini keşfeden asıl hırsızlar dolduruyorlar bu tipleri sisteme. Bu potansiyel hırsızları sokaklardan alıp koltuklara oturtuyorlar. Böylece iflası önlemeye çalışıyor bankalar. Bankalar ve onlara bakanlar. Benim oyundan anladığım, çalınan her zaman maddiyat olmuyor. Heini ve Pauli iki yoksul eğitimsiz adamken bir anda koltuğa bakmaya başlayınca, ilk başta afallasalar da onlara verilen emre bağlı olarak her şeyi çalabilme yeteneğine sahip hale geliyorlar. Farz-ı misal eğitim sistemini çal desen bu tekinsiz tiplere çalma potansiyeli vardır bunların. Onlar için başkalarının hayatları pahasına çalma eylemi vazgeçilmez olmuştur. Ama farkında değildirler ne yaptıklarının ve yapamadıklarının. Ssistemden en kolay şekilde çıkmaya çalışırlar.
Oyun çok uzun olmakla birlikte güzeldi.
Hiçbir şeyi anlatamamak ile her şeyi anlatamamak arasında bir yol ayrımında ben hiçbir şeyi anlatamamak yerine her şeyi anlatamamayı seçiyor, okuyucudan af diliyorum.