Aksinden Korkma Topraksız Çiçek
Mayıs 15, 2026
Selam ben Gri.
Mayıs 15, 2026

Devrimin Anlatılışı

Konuk Yazar: Dilara Küçükafacan


 

Bu düşünceler çok yanlış demiştim bir keresinde. Sessiz olmak o an mantıklı gelmemişti. Karşıdakinin bana, içinde sonbaharın etkisini yitiremeyen bir yaprak parçasıymışım hissini uyandıran bakışına maruz kalmıştım. Anlamlandıramadığım şeyse fikrimi belirtme hakkına hiç sahip olamayacakmışım gibi bir tavır sergilenmesiydi. Bilinmesi gereken şeyleri bilmeden, anlamdan, anlamlandıramadan konuşulması o an beni çok fazla rahatsız etmişti. Susmak istemedim. Bir şeyi değiştiremeyeceğimi bildiğim halde konuşmamın ne kadar mantıksız olduğunu anlamam birkaç saniye almıştı. Duraksadım, gözlerinin içine baktım. Fırtınalı denizde boğulmamaya çalışan biri gibi hissettim. Beni etkileyen ve düşündüklerimi sorgulatan o bakış; nefret, umutsuzluk ve umursamazlık doluydu. Kendime dönüşümle beraber bana beni sorgulatan bu insanın tavırları canımı yakmıştı. Lafımın yersiz olmadığını çevremdekilerden birkaçının bildiğini düşünmek beni az da olsa rahatlatmıştı ama öyle düşündüklerini belirten bir davranış da sergilememişlerdi. Gözlerinin derinliği fazlaca olan bir kişi siyah rengi gibi herkesi kendine benzetmeye çalışıyordu. Düşüncelerini, hissettiklerini, yapacaklarını hiçe sayıp kendine bir ordu kurarmışçasına onları değiştirmeye çalışıyordu. Sessizlik ortama hala hakimdi. O anda o kişinin aklından neler geçtiğini merak ettim: beklenmeyen bir davranışın beklenen bir sonucu olmuştu. Sessizliği bozmak kışın gelmesiyle bağdaşıyordu. 

Kimse bir şey söylemeyerek bana hala boş bakışlarla bakmaya devam ediyordu. Bulunduğum zaman ve yer doğru değildi ayrıca bunu fark edişim fazla geçti. Afallamış bir şekilde çevreme baktım ve birinin konuşmak için nefes aldığını gördüm, bir an umutlanmıştım ki onun sadece sessizlikten rahatsız olduğu için konuşmak istediğini anladım. Yine yalnızdım. Onun konuşmasıyla beraber üzerimdeki baskının birazının da olsa azaldığını hissettim. Fakat konuşan kişi istediği etkiyi yaratamadığı gibi durumu daha da kötü hale getirecek “Peki sana göre doğru olan ne?” sözcüklerini sarf etmişti. Durum gittikçe daha garip bir hal almıştı. Sessizliği tercih etsem tepki alma ihtimalimin daha fazla olduğuna karar verip “Doğruluğu veya yanlışlığı tartışılır bu düşüncelerin sorgulanmadan kabul edilmesini savunmanızın mantıksızlığını ortaya koymak.” dedim. Kimsenin böyle bir cevap beklemediği, boş bakışlarının biraz anlam içermeye başlamasından kendini belli etti. Hakim kişi konuşmak istedi ama istemsizce tekledi sanırım bu cümle ona fazlaca ağır gelmişti. Sessizlik yeminini bozmuş bir keşiş gibi hissettim. Özgürlük ve haz duygusu da fazla bekleyememişti. Bir anda odadaki hakim kişinin değişimini herkesin fark ettiğini düşünüyorum ki düşünülmeden yaratılmış suratları değişmeye başlaması buna kanıt olmuştu. Ne kadar hakim kişinin değişmesinden rahatsızlık duyan kişi sayısı herkesi kapsasa da kendim için huzurlu hissettim. Eski hakimiyete sahip ve gözlerinden hala biraz şüphe akan kişi, konuşmaya başladı: “Daha iyi bir düşünce yapısına sahip olduğunu sana düşündüren şeylerden uzaklaşmanı tavsiye ederim. Çünkü burada ortak bir zihin var.” Hakimiyeti tekrar istediğini belirten bu örtülü cümleyi çoğu kişi fark etmişti. 

Odada hala garip bir huzursuzluk meltemi eser gibiydi. Yavaşça kararmaya başlayan hava açık pencereden soğuk ama yumuşak bir esinti girmesine neden olmuştu. Huzursuzluk melteminin rüzgara dönüşmesini önleyeceği düşüncesinde olan başka biri “Neden yarın devam etmiyoruz?” dedi. Herkes biraz da olsa rahatlamış gibi dursa da ortam hala gerginliğini koruyordu. Yarına kadar bu güç kaybının sona ermesini düşünen ‘eski’ hakim kişi “Bu sefer biraz erken bitirebiliriz.” sözcüklerini söyledi. Gün batımının ışığı odaya dolarken denizin durgunluğu dikkatimi çekti, bu manzara ironik bir şekilde şu anı anlatıyordu. Koskoca güneşin ölümüne karşın okyanusun durgunluğu… Odadan ayrılan son kişi olarak camı kapattım. Sonsuzluk gibi gelen bu yarım saatlik görüşme uzun bir süre etkisini koruyacak gibiydi. Ceketimi tek elimle omuzumdan sarkıtarak odadan ayrılışım bir devrimin başlangıcı gibiydi. 

 



Paylaşmak Güzeldir: