Oluyor İşte
Haziran 4, 2025
Bakü – Azerbaycan
Haziran 4, 2025

Duvarı Geçemeyenler

 

Kimse bunu kimin yaptığını bilmiyordu. Neden yapıldığı, amacı ve anlamı; büyük bir bilinmezlikten başka bir şey değildi bizim için. Bu bir duvardı; cam gibiydi, karşısını görebiliyordunuz. Göğe kadar ulaşıyordu, sonunu göremiyordunuz. Bir şelaleden akan su gibiydi. Yoğun bir kalkan karşı taraf ile bizi ayırıyordu. Ne geçmişini ne de bu güç duvarının gerisinde nelerin bizi beklediğini bilmiyorduk. Fakat bu bilinmezlik bizi çok da rahatsız etmiyordu. Kendi kafamızda birçok hikâye uydurmuştuk. Efsaneler, inançlar, bulunduğumuz kuru topraklara övgüler ve duvarın ötesine nefret dizeleri… Rahatsız etmiyordu bu bilinmezlik çünkü babalarımız, onların babaları hatta onların da babaları bilmiyordu bu duvarın anlamını. Mutlaka bu duvarın anlamını bilen birileri vardı bir zamanlar ama artık önemsemiyorduk çünkü bilmediğimiz bir norm haline gelmişti. Nasıl, neden uzayın bu noktasında var olduğumuzu bilmiyorsak ve tüm gün bunu sorgulamıyorsak aynı şekilde bu duvar da yerdeki toprak kadar normaldi biz duvarın öte yanındakiler için.

 

Ben kim miyim? Duvarın başında oturmuş, su kadar berrak o güç duvarının karşısını izleyen biriyim sadece. Kimilerine göre bir hainim çünkü bu topraklar yerine duvarın ötesine göz atmak bile bir ihanet doğduğumuz şanlı yere. Oysa merak ediyorum karşısını. Biz burada dağların içindeki oyuklarda yaşıyoruz. Ne kadar uzağa gitsek de çöller bitmiyor; kurak toprak, kum fırtınaları, kirli sular hayatımızın bir gerçeği. Benim tüm bu söylenenlere gönülden bağlanmam gerekiyordu. Fakat karşı taraf…

 

Duvarın ötesi beni kendine çekiyor. Yeşillikler, güç kalkanının, yani duvarın yanı başından başlıyor. Kalın gövdeli ağaçları var topraklarında. Ağaçlarda yumruğum kadar kırmızı meyveler var. Havada uçan kanatlı canlılar var, hele bir şakıyorlar ki sanki tanrıdan bir çağrı gelmişçesine tüm bedenimde o uçan yaratıkların sesi yankılanıyor. Belki de her gün saatlerce duvarın kenarına sadece bu uçan hayvanları dinlemek için geliyorum. Arada duvarın su gibi akışkan sınırından bu hayvanlar geçiyor. Geçtikleri gibi yere yapışıyorlar. Çırpınıyor, tekrar ayağa kalkmak için uğraşıyorlar ama anlaşılan o ki çok narinler duvarın ötesindeki bizlere göre.

 

Bazen de birkaç insan görüyorum. Tenleri yumuşak görünüyor. Benimki gibi değil derileri, sanki benim derim katman katman katılaşmış oradaki insanlara göre. Bazen bana bakıyorlar ve sanki yalvarırcasına bir acıma ile yanlarına çağırıyorlar beni. Aslında bu çağrıya cevap verebilirim, duvarı aşabilirim. Yüzyıllardır var olan anlaşmalara göre duvar özgürce geçilebilir.

 

Ne zamandır aklımda duvarı geçme fikri var. Bu fikir her aklıma geldiğinde onu zihnimden çıkarmaya çalışıyorum. “Burası duvarın gerisindeki çorak topraklar, bizim evimiz. Biz buralıyız. O yeşil topraklarda yapamayız.’’ diye düşünüyorum. Böyle haince fikirler aklıma düştüğü için kendimden utanıyorum. “Bir vatan haini mi olacağım, bu bizim toprakları birkaç kırmızı meyve için mi satacağım?” diye söyleniyorum bu fikirler aklıma geldiğinde. Fakat her gün duvarı geçmek için yavaşça kendimi hazırlıyorum.

 

Yine bağdaş kurup kuru toprağa oturduğum ve izlediğim bir gün, ayağa kalktım duvarı geçmek için bir adım attım. Arkamdan bağırmaya başladılar “Hain, pis adam, senden utanıyoruz!” Sözlere kulak asmadım ve ilk sağ elim geçti duvarın içinden. Birkaç saniye sonra kendimi duvarın ötesinde buldum. Yerler yeşil çimendi. Hava hiç hissetmediğim kadar temizdi, toprak taneleri uçuşmuyordu, ciğerime girmiyordu. Nefes almak bile daha kolaydı.

 

Duvarın karşı tarafında beni birkaç kişi karşıladı. Beni yüzeyde bulunan evlerinden birine götürdüler. Derime bir şeyler sürdüler, birkaç aletle üzerimde bir şeyleri test ettiler ve onlara entegre olabilmem için beni eğitmeye başladılar. Birkaç ay sonra kuzeydeki çiftliklerinde çalışmaya başladım. Yeni gerçekliğim bu yer olmaya başlamıştı. Eskiye dair aklımdaki şeyler sanki çok uzaktaki hayaller gibi gelmeye başlıyordu. Kendime hayret ediyordum, tüm hayatımı duvardan geçerek bu yeşil cennette geçirebilirdim fakat neden yıllarca duvarın kenarında bekledim? Sadece kendi zihnimle savaştım, zor olan zihnimdeki sınırları yıkmaktı galiba.

 

Ne olduğunu, bana ilk geldiğimde buraya entegre olmam için derslerde anlattılar. Nükleer savaş, savaşsız bölge, kurucuların yüzyıllar önce inşa ettiği güç kalkanları yani duvarlar, birkaç büyük hedef falan filan…



Paylaşmak Güzeldir:

Atahan Sır
Atahan Sır
İzmir Ekonomi Üniversitesinde Tıp Fakültesi öğrencisidir. Panik yapmaya gerek olmadığına ve insan uğraşlarının amaçlarının temelde haz almak olduğuna inanıyor. Nesilden nesile aktarılmış olan bilinmezlikle uğraşma sırasının bizlerde olduğunu düşünüyor. Birçok arayışımızın dalgaların kumsalda bıraktığı izlere sınırlar çizmek olduğuna inansa da, cevaplardan çok bu insan uğraşına odaklanıyor ve insan oyalantısının sınırlarını anlamaya çalışıyor. Her şeyin ötesinde yıldızların birinde bizim gibilerin olduğunu düşlüyor.