Tabula Rasa
Eylül 3, 2019
Dayatılmış Ayrışma
Eylül 3, 2019

Serzeniş

Yanıyor gökyüzü,

Yürüyen ayaklarıma söz geçiremedim.

Bir uçurum kenarında uçuşan aklımı,

Avutamadım.

Saçların olmak istiyorum, dedi.

Dinlemedim.

Ağaçların renklerine, kardeşliğine,

Kapıldım yalnızlığımla.

Onu aldım, attım.

Atılmak isteyen bacaklarımı zor bela durdurarak.

Enerjini aldı toprağım, dediler bana.

Şimdi sula beni.

Can suyu ol kuru(tul)muş değerlerime.

Burada ayaklarım yerdeyken,

Hissediyorum gökyüzünü yanağımda.

Gökyüzü yanağımda.

Denizi görüyorum, o yansıyor o pencereye.

Sesini duyuyorum, doluyor içim onunla.

Çarpıyor kıyılarıma, çarpıyor.

Ben duruluyorum o çarptıkça.

Taşmak istiyorum, diyor.

O bir asi ve bir isyankâr.

İsyanı bir direniş bu karanlık çağa.

İçselleştirdiği adaletliyle haklı davasında.

Yıkılmış bir manastır ormanın içinde.

Doğmayı dilerdi her çocuk o oraya konulduğunda.

Ağaçların köklerinde geçmişin sesleri.

Dokunuyorum, işitiyorum parmak ucumda.

Parmak uçlarım yanıyor.

O benim mirasım, diyor.

İnsanlık mirassız kalana dek yıksa da,

“Ben bu sesleri işittireceğim her zaman sana.”

Neydi yitirilen avuçtan?

Kesilmemiş olması gereken o daldan.

Miras; değeri biçilmeyen miras.

Kâfi değil mi onlara bu fani dünyada?



Paylaşmak Güzeldir:

Pınar Dereli
Pınar Dereli
Marmara Üniversitesi’nde Gazetecilik okuyan Pınar için kalem ve kâğıt asla vazgeçemeyeceği derin bir tutkunun olmazsa olmazları; sanata düşkün, hareketli, enerjisi yüksek biri. Enteresan düşüncelerle aklı hep meşgul. Yeni yerler görmek, gezmek, keşfetmek heyecanı ile dolu. Sohbet etmekten zevk alan, umudun insanı ayakta tuttuğuna inanan ve o da umuda sarılan biri. Fazlaca kitaplarda, birazcık şarkılarda, pek az da hayatta yaşayan biri.