El üstünde tutulduğun bir zamanda,
Heyecanlandığında her
Kalbin çarptığında.
Düşlerinde, haykırışlarında, masa başında…
Bir gülüşün donması gibi suratta,
Anlamsız gelir önce kalbin soğukluğu.
Masanın bir köşesinde unutulmuştur çünkü.
Sonra ararsın ama bulamazsın onu.
Uzandığında dokunabileceğin kadar yakın,
Düşünmeyi bile tercih etmeyeceğin kadar uzak.
Gökyüzündeki herhangi bir yıldız kadar tanıdık,
Ama sadece senin ayırabileceğin kadar parlak.
Sanma ki elden ele gezen,
Bir tutam güzel haberdir.
Oysaki en derinlerden koparılan o parça,
Seni yıkan beklentilerdir.
Umursama, dön arkanı ve git.
Git gidebildiğin yere kadar.
Sen de onlardan birisin çünkü:
Masanın üstünde kenara atılmışlar.