Dostoyevskiyi Üçe Basıyoruz
Ekim 3, 2020

Boğazdaki Yumru

Ayşe Afra KOCA Anısına…


Denizin kenarında bir başıma oturuyorum. Gözlerim kapalı ama kulaklarım açık. Etraf karanlık, gece sessiz, insanlar dilsiz. Çok eski zamanları hatırlıyorum. Çok yeni hayaller kuruyorum. Düşler görüyorum, düşlerimde gülüşler… Öyle geliyor ki bazen asırlar geçmiş sanki üstünden. Ya da bir an oluyor daha dün gibi. Ölüm gibi. O da sanırım böyle bir şey, zamansız, idraki imkansız. İdrak etmeye çalıştığım zamanlarda insanların ölümü anlamak için yaratıldığını düşünüyorum. Ne büyük beklenti, ne anlamsız çaba!

Sevmek için mi, nefret etmek için mi, ölümü anlamak ya da yaşamak için mi yaratılmıştır insan bilmem. Tek bildiğim insanın hep beklediğidir. Anlamadan beklediği hem de. Ne kadar bekleyeceğini bilemeden, niye ve hatta neyi beklediğini bilemeden beklediği… Bu konuda talimliyiz. Sonbaharda ağacından düşen bir yaprak gibi Eylül ayının, yılın en güzel ayının, solan yaprakları arasına karışan bir melek de bekledi. Kimi zaman hepimiz gibi dert bile edilmeyecek şeyleri bekledi, kafa yordu. Bir ders çıkışını bekledi ya da. Bir bilet gişesinde bekledi, ekmek sırasında bekledi belki de. Ama en çok babasını bekledi. Kavuştu dersem dilimi ısırmak zorunda kalırım. Kavuştu mu bilemem ama kuş olup uçtuğunu bilirim. Yaşamın ise utanmadan devam ettiğini… Dünya bütün arsızlığı ile dönmeye devam etti.

Bu topraklarda yaşlılar gençlerin ağıtlarını yakıp hasret türküleri söylüyor. Yaşadığın zamana göre değil yaşamında dert ettiğin şeye göre ölüme yaklaşıyorsun buralarda. Kader midir keder midir bilemem. Tek bildiğim kolay olmadığı. Kaderse seçilmez kederse kaçılmaz. Güzel günlerin varlığı ise tartışılmaz. Onların kapısı da zorlanmadan açılmaz.

Her şeyin istediğimiz gibi olduğunu söyleyemem. Ama her şeyin olması gerektiği için olduğunu bilirim. Çünkü bu tek tesellim, milyonlarcası gibi. Olması gereken her şeyin açtığı yaradan bir iz kalır. Bir nişane. Bu konuda bildiğim tek şeyse bazı yaralardan sızan kanla tüm geleceğin yıkanır.

Hasar ala vere, yırtıla bozula düzelecek bu dünya. Görür müyüz bilmem.



Paylaşmak Güzeldir:

Ruveyda Önder
Ruveyda Önder
Uludağ Üniversitesi Hukuk bölümü öğrencisi. Kitaplarla arası oldukça iyi buna binaen yazmak en büyük hobileri arasında. Arkadaşları kendisini cesur, girişken, neşeli ve dobra olarak tanımlıyor. Yeni şeyler tanımaktan/öğrenmekten ve kış sporlarından hoşlanıyor. Amatör olarak da çello ile ilgileniyor. Hedefi alanında en iyisi olmak hayali ise evrensel bir aktivist olmak. Arada sorunlara sebep olsa da yüksek özgüveninden de memnundur.