Anahtar
Aralık 3, 2019
Oda
Aralık 3, 2019

Kimse (I)

Kolumdaki kırık saat 01.23’ü gösteriyor.

Bay Addison ve ailesi, iki tekir kedileri, yeşil ve sevimli (en azından bir zamanlar) bahçeli ev

Yanık bedenlerin kokusu, dumanı tüten küller

Sokaktaki öğrüntüler -düzensiz örüntüler-? karanlık görüntüler?

Canhıraş koşan insanlardan ve çığlıklardan muaf bir tepedeyim

Kasabaya çöken aydınlık akılsız Güneş’in zamansız (01.25 oldu) bir hediyesi mi

Yoksa ben ve Şeytan’ın nuru mu

Şeytan ve nur birlikte olur mu

Nursuz, şuursuz, uğultusuz, kusursuz ve de uğursuz

Bana böyle olmamı sen söyledin kutsal baba

AZ ÖNCE BİR RÜZGAR ESTİ

Ellerim titriyor, sanırım korkuyorum

Hayır, sadece canım sigara istiyor

Paketteki son bayat iki sigaradan birini çıkardım

Sonuncusunu göklerdeki lordum ile paylaşacağım

Şimdi yakıyorum çakmağımı, saf ve berrak ateş ile

Çünkü ateş ulu, duru, Aristo’ya göre kuru, bana göreyse doğru

Bay Addison ve ailesini selamlayan alev de aynı yerden doğdu

Merhaba, Bayan Fox

Kızıl gökyüzü bugün ne kadar güzel değil mi

Son avladığım tilkiyi görmeliydiniz, onun kürkü de böyleydi

Kırmızı, kanlı, şanlı ve tatlı

Bir gün evime gelin size göstereyim

Nereye gidiyorsunuz, kasabaya daha yeni indim

Lütfen konuşalım

APTAL KEVAŞE

Aptal kocan, aptal çocukların, aptal arkadaşların, aptal sokağın

Neden bir tanesini bana da vermedin göklerdeki kutsal babamız

Ben yeterince kutsal değil miyim

Adını bilmediğim barmen (umurumda da değil zaten artık)

Şu titreyen elleri görüyor musun

Şu buruşmuş deriyi, nasırlı elleri

Bu elleri birisi tuttu dün gece

Arzulu bir kadındı, dokunacağı yerleri iyi biliyordu

Bilge bir dosttu, her bir öğüdü ayrı bir gerçek barındırıyordu

Keyifli ve cömert bir yoldaştı, en güzel meyini içirdi bana

Duygusal bir mahluktu, tek bakışıyla kalbime sapladı mızrağını

Ve dahası asiydi, nefyedilmişti cennetten

Hem de Bay Addison ve ailesi yüzünden

Neden bana öyle bakıyorsun

Ne geveliyorsun söyle, KONUŞ BE ADAM

Ya da kapa çeneni, her zamankinden yolla işte

Bir de şey

Gizlenme, yanımdayken ara şerifi

Evet sayın yargıç ve evet sayın jüri

Neden size böyle sesleniyorum ki

O yargıç koltuğunda daha şişman gözüküyorsun Christian

Elindeki balyoz da umarım ayağına düşer

Amy, Angelina, Marry ve özellikle sen Ava

Aaron, Abraham, Mose ve özellikle sen Adam

Kendinizi sosyete olarak, doğru olarak, ari ve saf olarak gördüğünüz her güne

Hem de her güne sıçayım anladınız mı?

Çamura batmış halimle siz domuzlardan daha az debeleniyorum çamurun içinde

Çünkü sizler bilmiyorsunuz

Çünkü sizler seçilmediniz

İBLİS TARAFINDAN

EVET ONU ANIYORUM SAYIN MAHKEME HEYETİ

Kutsal baba eğer buradaysan, eğer bizi dinliyorsan

Ses ver

Ses ver çünkü bu insancıklar sen onları dinliyorsun sanıyor

Ses ver ki artık dikkatini çekebildiğimi bileyim

BAY ADDISON VE ONUN AŞAĞILIK DÖLLERİNİ BEN YAKTIM

TAM GECEYARISINDA, DOLUNAY’IN IŞIĞINDA BEN YAKTIM

Sokağa başka bir ışık kattım, kopan vaveylaları duydum

Yanan kitapları gördüm, yanan rüyaları, yanan ruhları

Tanrım, kutsal babam, lordum ben ne yaptığımı biliyorum

Peki sayın yargıç ve kokuşmuş jüri

Siz bana ne yapmak istediğinizi biliyor musunuz?



Paylaşmak Güzeldir:

Alperen Onatkan Yılmaz
Alperen Onatkan Yılmaz
Boğaziçi Üniversitesi’nde Tarih bölümü öğrencisi. Okumayı, gezmeyi ve dinlenebilecek her müziği dinlemeyi çok sever. Tarih muhabbetleri yaparak insanları büyülemek en büyük hobilerinden. Bütün dünyayı gezmek isteyen, insanları dinlemeyi seven, sergiden sergiye ve tiyatrodan tiyatroya koşan ama koşamazsa da Kadıköy vapuruyla giden birisi. Akademisyen olmak isteyen yazarımızı tarih ve sanat dallarında yazarken bulabilirsiniz.