Istakoz Hikayesi
Haziran 8, 2018
Her Bir Hiçbir Şey İçin
Haziran 8, 2018

Voyager 2

Bu ay biraz kendimize bakabiliriz diye düşündüm. Psikolojide bazen olduğun durumdan çıkıp kendine objektif olarak bakmaya balkondan bakmak diyoruz. Ama bu ay kendimize balkondan daha yüksek bir yerden bakacağız. Bazen nerede olduğumuzu hiç fark etmiyoruz. Neredeyiz biz? Dünya’da . Uzayda bir yerlerde havada asılıyız. Güneşten bakalım biraz kendimize ya da siz bilirsiniz. Neptün, Venüs de olur. Ben kendime Uranüs’ten bakacağım bu yazıda. Evet bakıyorum şimdi. Karanlıkta çok uzakta bir nokta var sevgili Sagan’ın da[2]dediği gibi soluk mavi bir nokta. Baya uzaktaymış gerçekten. Işığın ben ölene kadar ulaşamayacağı bir uzaklıkta. Vay canına! Bu kadar küçük olacağını düşünmemiştim. Halbuki Konya Ovası ne kadar büyük gelirdi gözüme dünyadayken. Şimdi ise dünya bir nokta kadar. Etrafıma bakıyorum biraz bizimkinin dışında ve ondan daha büyük milyonlarca gezegen ve yıldız var. Sokak lambasının olmadığı gecelerde baktığımızdan çok farklı değil ışıl ışıl. Sadece biraz daha net ve renkli. Kabul ediyorum bu kadar büyük olacağını tahmin edememiştim. Bir sonu yok buranın ya da varsa bile onu ben göremiyorum. Biraz da kendimi aramak istiyorum bu kocaman evrende. Ay’dayım şimdi o biraz daha yakın. Belki olduğum yeri bulmak böylece daha kolay olur. Döndürüyorum dünyayı. Bulmaya çalışıyorum yaşadığım yeri. Keşke daha çok coğrafya çalışsaydım diye geçiyor aklımdan. Yine de bulabildim sanırım. Ve işte oradayım. Her şeyimle duruyorum yolun ortasında. Duruşuma bakılırsa bir şeyler düşünüyor olmalıyım. Acaba günlerden ne? Bu hafta  belki de final haftasıdır. Ne kadar önemli bir zaman! Sınavları düşünüyorumdur. Ya da saat akşama yakınsa metrobüsün yoğunluğunu düşünüyorumdur. Aman ya ne kadar zordur şimdi benim için beş durak gitmek. Yoruluyorumdur. Rüzgarda esmiyordur kesin. Güneşe çok kızıyorum. Biraz daha az ısıtamaz mı dünyayı çok sıcak oldu buralar diyorum. Çıkayım zihnimin içinden tekrardan bir bakalım bana . Bi baksanıza narsisizmime. Evrenin, dönen dünyanın farkında bile değilim. Kocaman evren dönüyor tek başına ve ben küçük soluk bir mavi noktadan güneşe sesleniyorum. Ona işini öğretiyorum. Neden öğretmeyeyim ki benim için değil mi bütün evren. Uranüs, Neptün  hatta kendime bakarken üstünde durduğum Ay bile benim için değil mi ? Hayatım boyunca onlara ulaşma olasılığım şu an için olmasa bile benim için var olmadılar mı? Hayır diyebilirsiniz. “Yüz milyonlarca hayvan, milyarlardır yıl dönen bu gezegen ve içinde bulunduğu galaksi neden senin için olsun  Mina?“ Diyebilirsiniz. Buradan bakınca size hak veriyorum ama onu birde oradaki Mina’ya anlatsanıza. Kabul etmiyor. Nasıl da her şeyi kendine yoruyor. Bakın şimdi ayakkabısının bağcığı çözüldü,bugün sınavı da kötü geçmişti,arkadaşıyla araları bozuk biraz sanırım. Bağcığına çok kızdı. Bütün dünya onun aleyhine işliyor sanki bugün. Dünya’nın gıcıklığı tutmuş işte. Durun durun ya da başka bir zaman başka bir yerde yaptığı kötülüğün cezasını çekiyordur. Siz bilmezsiniz çünkü Samanyolu Galaksisi[3]kötü insanların cezasını hep verir. Ama iyi bir insan olursanız da sizi ödüllendirir. Belki hanımefendi bir kız olursanız size ileride iyi bir koca bile ayarlar ha kim bilir? J

Şimdi gelelim Minanın nesi var,neden böyle ve kendinden nefret mi etmeli? Mina bir insan. Dolayısıyla Kohut’un da[4]dediği gibi doğal olarak bir narsisizme sahip. Biraz egosantrik de olabilir. Tek başına yaşamadığını da biliyoruz o yüzden toplumunun söylemlerinden de etkilenmiş sanki biraz . Evrenin ve her şeyin onun hizmetinde olabileceğini düşünüyor. Bu onun kendisini değerli görmesini sağlıyor. Hayatına anlam katıyor. Anlam çok önemli.Çünkü o bir sona sahip ama sonu olmayan bir evrende bir gün silinip gitmekten korkuyor. Ve ölümünün, yaşamının bir anlamı olmaması onun için çok zor. Bunu kabul etmek istemez. O nedenle kendini hayatın merkezine koyuyor. Hayatının anlam ağını ona göre örüyor. Yasaklar onun için,ödüller onun için. İçinde olmadığı şeyler o kadar da değerli değil.

Peki Mina kötü bir insan mı? Kendinden nefret mi etmeli? Her şeyi bırakıp narsisizmini sıfırlamalı mı? Hayır. Sadece farkına varmalı. Ona iyi geldiğinde bunu yaşamalı ama kendini çok da fazla kaptırmamalı. Kurduğu kendi anlam ağına göre başka insanları yargılamamalı..Hoşuna gitmese de anlamsızlığı ve ondan bağımsız dönen evreni kabul etmeli. Belki insanlık da Mina gibi bunu daha önceden kabul etseydi Galileo’ya[5]bu kadar kötü davranmazlardı. Ya da Kopernik’i[6]daha çabuk anlayabilirlerdi. Veya Lyell ve Darwini[7]bu kadar yargılamazlardı.Yazdığım bütün yazılarda birlikte yaşadığımızda birbirimize yaptıklarımızdan bahsetmeye çalışıyorum. Maximum  ortalama seksen doksan yıl yaşıyoruz. Bu kadar az zamana sahipken sürekli birbirimizin önünü kapatmaktan asla vazgeçmiyoruz. Güya modern dönemlerde yaşıyoruz ama en küçük sıkıntıda bir Ortaçağ kilisesinden farksız yargılamalar yapıyoruz. Belki böyle olmasaydı olduğumuz noktadan çok daha ileride olabilirdik ya da olmayabilirdik de. Ama en azından yüzyıllardır aynı hata yüzünden bu seviyede olmazdık.Keşke her denediğimizde başaramadığımız için daha yavaş ilerleseydi teknoloji ya da medeniyet. Tıpkı Edison gibi binlerce kez deneyip de bulamasaydık hiçbir şeyi ama en azından denedik diyebilseydik.

 

[1]Voyager 2, 20 Ağustos 1977 tarihinde ABD Voyager programı kapsamında fırlatılan insansız uzay aracıdır. Bu uzay aracı sırasıyla Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ü ziyaret etmiştir. Uranüs ve Neptün’ü ziyaret eden tek uzay aracıdır.

[2]   Carl Sagan Soluk Mavi Nokta kitabında bu benzetmeyi Dünya’nın uzaydan çekilen fotoğrafı için kullanmıştır.

[3]Güneş Sistemi’ni de barındıran gökada (galaksi). Çubuklu sarmal tipi bir galaksi olan Samanyolu yaklaşık 200 milyar yıldız içerir. 100.000 ışık yılı çapı olan Samanyolu Galaksisi yaklaşık 1.000 ışık yılı kalınlığındadır. Güneş Samanyolu Galaksisi’nin merkezine yaklaşık 26 bin ışık yılı uzaklıktadır. Güneş, Samanyolu’nun merkezi etrafında dönmektedir. Bu dönüşünü yaklaşık 220 milyon yılda tamamlar. Samanyolu’nun büyüklüğünü algılayabilmek için dünyayla bir kıyaslama yapmak faydalı olabilir. Şöyle ki Samanyolu’nun 100 bin ışık yılı çapına karşın dünyanın çapı 0,04 ışık saniyesidir.

[4]Kohut narsisistik kişilik bozukluğunu ilk tanımlayan kişidir. Ayrıca kendilik(self) psikolojiyi kuran kişidir. Ayna görevi gören kendilik nesnesinin (mirroring self object): doğuştan gelen güç, büyüklük, mükemmellik duygusunu desteklelediğini söyler. Kohut narsisizmi sağlıklı bir gelişimsel yapı olarak değerlendirmiş patolojik narsisizmi ise normal gelişim çizgisinde gelişimsel duraklama olarak ele almıştır

[5]  “İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog”adında güneşin merkeziliği ile ilgili bir kitap yazmıştır. Kitabın Papa 8. Urban’a ve Cizvitler’e bir saldırı niteliğinde olduğu düşünülmüş ve Galileo itibar kaybetmiştir. Engizisyon tarafından yargılanan Galileo’nun dalalet suçu işlediğinden şüphelenilmiş ve Galileo hem yazdıklarından caymaya zorlanmış hem de hayatının geri kalanını ev hapsinde geçirmeye mahkum edilmiştir.

[6]Nikolas Kopernik, “De revolutionibus orbium coelestium” (Göksel kürelerin devinimleri üzerine) başlığını taşıyan başyapıtında Güneş Sistemi’nin tarifini yapmış, gezegenlerin güneşin merkezde olduğu sabit yörüngeler üzerinde hareket ettiğini kabul eden günmerkezlilik yasasını savunmuştur.

[7]Darwin’in Edinburgh Üniversitesi’nden hocası Robert Edmund Grant ve Dr. James Gully gibi bir grup bilim insanı ise türlerin birbirine dönüşebildiğini iddia ediyor, ama bu fikirleri yüzünden çoğunluk tarafından sapkınlıkla ve toplumsal düzeni bozmaya çalışmakla suçlanıyordu.



Paylaşmak Güzeldir:

Mina Çekin
Mina Çekin
İstanbul Kültür Üniversitesinde Psikoloji öğrencisi. Onu kısaca azimli, rasyonel ve gülümseyen biri olarak tanımlayabiliriz. Kitap okumayı ve kitaplar arasında analizler yapmayı çok sever. Endüstri, işletme, yapay zekâ ve edebiyat gibi alanlara ilgili. Birden çok alanda yetkin olmak en büyük ideali. Dergide genel olarak psikoloji alanında yazılar yazacak olsa da teknoloji, ekonomi ve edebiyat ile de karşınıza çıkabilir.