Ne güzeldi yaşamak seni, yazmak sana dair.
Kalbimin sınırlarını keşfe çıkmak seninle.
Sevgiyi, şefkati, güveni yeniden tanımak.
Şaşırmak insanın böylesine çıplakken korkusuz olabileceğine
Ve de böylesine özgür bırakılmışken her olasılığı yakıp yine onda nefesleneceğine.
Yine seninle öğrendim bugün buruk bir tebessümle hatırladığım dersleri,
Her dakikayı doldurmak gerekirmiş sevgiyle, hatta geçen her saniyeyi
Korkmamak gerekliymiş kalbinin en kırılgan yanını elinde tutan insandan,
Çünkü meğerse aşk denen bu kumarda üzülebildiği kadar seviliyormuş insan.
Ve bir gün sen de diğer herkes gibi alıp başını gittiğinde bu limandan
Biten hikayenin ardından gözyaşı dökmemek olurdu beni asıl korkutan.
Çünkü söylemiştin ki eğer yokluğu yakmıyorsa can, dökmüyorsa kan
Boşuna batmıştır onca güneş, hiçbir anlam uyandırmaz doğan tan.
Öyle de oldu biliyor musun sevgilim,
Birlikte yarattığımız anılarda dolanırken tek başıma
Sevginle doldurduğum her yer sular altında kalınca,
Nefes bile alamadım aylarca.
Ama geçiyor biliyor musun sevgili,, bu dünyada her yara zamanla kabuk bağlıyor.
Çok mevsimler geçti bizim de üstümüzden, çok direndim dostlarım seni unutmam gerektiğini söylerken
İnanır mısın bir de saçma sapan sözlere göğüs gerdim o kadar acı içinde,
Duymak istersen şöyleydi söyledikleri nini: Ayrılmanız ikiniz için de en iyisiydi.
İşte böyle demeye cesaret bulduklarında
Engel olamam içimde köpüren lavlara.
Nereden buluyor bu insanlar her şeye yorum yapma hakkını
Onlar bilirler mi ki bizim yaşadığımız boyuttaki aşkı, sevdayı.
Neyse sevgilim, ben birkaç güneş daha batırayım bizim şerefimize.
Zaten istesem de uyuyamam, eskisi gibi sevememe korkusu varken yüreğimde
Ama olur da yine uğrarsan bu limana, sarılmak istersen maziye
Biz buradayız: ben, durduramadığım kalemim ve alabildiğine seven yüreğim .