Seçim A2 – Nehir, telefonu açar ve bir mesaj atar.
Mart 5, 2026
Seçim B2 – Nehir, arkadaşlarıyla buluşmaya gider.
Mart 5, 2026

Seçim B1 – Nehir, sevgilisiyle eve geçer.

Sizce yanlış yerde olmak mı daha zor, yoksa kendinizle yüzleşmek mi? Olduğunuz yeri iyileştirmek ne kadar mümkün veya kendinizle yüzleşmenin bedeli nedir?

Nehir, senin eşliğinde sevgilisiyle mücadelesini sürdürmeyi seçti.

Ayrılmanın bedeli artık o kadar yüksek geliyordu ki, devam etmeliydi bu ilişki. Düzelmeli, çabalamalı ve iyileşmeliydi. Nehir, olduğu yerde durmaya devam etti. Çünkü insan sevdi mi ne olursa olsun savaşmaya devam etmeliydi. Peki bu savaşı beraber ileriye doğru mu vermelilerdi, yoksa birbirlerine karşı mı? Nehir, ilişkisi için fedakarlık yapmasının önemli olduğuna inanıyordu. Bazen fedakarlıktan öte ödünler veriyor gibi hissediyordu. Sonra durup kendisini telkin ediyordu. “Ödünler veriyor olsam benden geriye ne kalır?” Bu ilişki de ona dairdi sonuçta. İlişkisi devam ediyorsa ondan da bir şeyler devam ediyor olmalıydı. Nehir, kayıp hissediyordu. Sevgilisinin de az kalır bir yanı yoktu. Sanki ayrıyken destelerine yeni kartlar arıyor ve birlikte oturduklarında bu haklılık oyununda yarışmaya devam ediyorlardı. Yavaş yavaş boğuluyorlar ama bunu hissetmiyorlardı. Bu haklı bir şekilde anlaşılma hırsı öylesine yavaş dolduruyordu ki ciğerlerini. Alamadıkları nefesin eksikliğini bile anlamaz olmuşlardı. Yine de her şeye rağmen elleri boş değildi.

Bu boğucu gerçekliği bile birlikte yaşayacak kadar bağlıydılar. 

(Değerli okur, ulaştığın sonun benim nezdimde adı “Durgun Ton”dur.)

 



Paylaşmak Güzeldir: