Seçim A – Nehir, kafede oturmayı seçer ve biletleri kullanmaz.
Mart 5, 2026
Seçim A1 – Nehir, kapıya yönelir.
Mart 5, 2026

Seçim B – Nehir, biletleri kullanmaya karar verir.

Kendinden kaçmadığına emin misin?

“Evet. Çünkü bu ilişki bana dair. Ben hala yaşayabileceklerimize aç ve vereceğim mücadelenin sonuçlarına dair meraklıyım.”

Nehir, elini arka cebine attı ve biletleri çıkardı. “Biraz açım, ya sen?” diye sordu. Sevgilisi gülümsedi. Başıyla da onaylama işareti yaptı. Birlikte tiyatroya doğru yürümeye başladılar. Yol üzerinde dilim pizza yiyebilecekleri küçük bir büfeye uğrayıp birkaç dilim pizza yediler. Çok konuşmuyorlardı ama ufak tefek günlük detayları paylaşacak kadar sesleri çıkıyordu. Attıkları her adımla beraber Nehir’in içinde sanki bir umut daha filizleniyordu.

Tiyatroya ulaşmışlardı. Kapıdan girmeden önce Nehir sevgilisine dönerek, “Bu akşam lütfen bana teslim ol,” dedi. Söylemeyi hayal ettiği cümleyi kurmuştu. Güçlü hissediyordu. Belki de her şeyi tersine çevirebilirdi. Görülmeyi beklemektense kendini gösterebilirdi. Daha cüretkar davranmaya karar verdi. Sevgilisi, “Teslim olmak mı?” diyemeden Nehir elinden tutup ikisini de salona sürükledi. Yerlerini almışlardı. Birazdan oyun başlayacaktı. Sevgilisi bir kez daha söze girip, “Teslim olmak derken?” diyecekti ki Nehir parmağı ile sessiz ol işareti yaparak sahneyi gösterdi. Oyun başlıyordu ve başladı.

Oyunun çıkışında ise Nehir, bu belirsizliği daha fazla sürdürmek istemedi.

Tiyatronun hemen dışarısında ufak bir bara oturdular. Gülümseyerek, “Seninle konuşmak istiyorum,” dedi.

Sonra ekledi. “Ben artık telafilerinle yetinmek istemiyorum. Özel günlerimi kutlamanı istiyorum.”

İsteklerini aktarırken bir an duraksadı ve sesindeki tonlamayı yoğunlaştırdı. “Hatta biliyor musun? Aslında bunlar isteklerim değiller. Anlattıklarım, benim ihtiyaçlarım.”

Yalnız hissettiği anları düşündü ve gözleri dolu. Konuşmasını sürdürdü. “Bazen yanımdayken bile seni özlüyorum. Bana çok daha fazlası olduğumuzu hissettirebildiğin o eski anları arıyorum.”

Ardından suçlandığı geceleri hatırladı. “Ben aramıza mesafe koyan kişi değilim. Tam tersine bizi yakınlaştırmayı isteyen kişiyim. Neden benimle bu isteği paylaşmıyorsun? Ne yaşıyorsun, neye ihtiyacın var, ne eksik? Lütfen benimle konuş.”

Ağlıyordu. Sadece üzgün olduğu için değil. Öfkesinden de ağlıyordu. Konuştukça, aslında ne kadar yalnız bir ilişkide olduğunu fark ettiği için kendisine kızıyordu. Duyguları ile çırpındığı şu an bile sessizce kendisini izleyen bu adamla ne yapacaktı? Neden sadece elini tutup, “Ben de seni çok özledim,” diyemiyordu?

Daha fazla uzatmadı. “İlişkimizi düzeltmek istiyorum,” dedi.

Adamın yüzünde belirgin bir çaresizlik ifadesi vardı. Ne yapacağını ya da ne diyeceğini bilmiyor gibiydi. Sanki konuşulanlardan hiçbir şey anlamamıştı. Hafifçe öksürerek boğazını temizledi. “Benim de ihtiyaçlarım ve isteklerim var,” dedi ve gözleriyle Nehir’in ellerine bakarak ekledi, “aylardır bizim için çabalıyorum ve şefkatini hissedemiyorum.”

Nehir, şaşkın bir şekilde sevgilisine bakıyordu. Şefkatini mi hissedemiyordu? Kendisine bir adım atacak olsa karşılığında on adım atmaya razı olduğu bu adam aklını mı kaçırmıştı? Sevdiği, yani değer verdiği adamın ellerini tuttu. Sıkıca tutmaya devam ederek ona bir mesaj vermeye çalıştı. Bir süre daha bu şekilde konuşmaya devam ettiler. Sıra sıra ilişkilerini kendi bakış açılarından anlatmaya çalışıyorlardı. Sanki bir kart oyunu oynuyorlardı da sıra sıra hamle yapıyorlardı. Önce Nehir, “Görülmedim,” kartı atıyordu. Sonra adam, “Desteklenmedim,” kartı atıyordu. Bir türlü kartlar bitmiyordu. İlişki ile alakalı konular bittiğinde bu sefer konuşma şekilleri üzerine kartlar atmaya başlıyorlardı. Birisi, “Ben onu demeye çalışmamıştım. Aslında şunu dediğimi görebilirsin,” diyordu. Sonra diğeri, “Evet çalışmadın ama dediklerinden de o gözükmüyor. Bana daha net söylersen bence anlayacağız birbirimizi,”

Bir tiyatro oyunu sonrasında oturdukları bu masa, bir tür haklılık yarışına şahit oluyordu. Sevgilerini paylaşmak için önce haklı olmak istiyorlardı. Haksız hissettiklerinde ise gördükleri sevgiyi yargılıyorlardı. Konuşma kimi zaman hararetleniyor ve sesler yükseliyordu. Birkaç saniye içinde çevrelerindeki insanları fark edip sakin bir ses tonuna geçiyorlardı. Ancak asla birbirlerine teslim olmuyorlardı. Sevgilerini partlatabilecek bu iki insan, haklı ve güçlü olma ihtiyacı ile yavaş yavaş birbirlerini kör ediyordu.

Bir noktada Nehir tükenmeye başladığını hissetti. Ayağa kalktı. Birlikte eve gidebilirler ve daha rahat bir ortamda belki de tatlıya bağlayabilirlerdi. Burası doğru yer olmayabilirdi. Fakat daha fazla oyun oynamaya da tahammülü kalmamıştı. Yalnız kalmak istiyordu. Birkaç arkadaşını arayıp onlarla kafa dağıtmaya gidebilirdi. Hem bu adamdan biraz uzak kalmak ona iyi de gelebilirdi. Kim bilir sonrasında tatlıya bağlamak daha kolay olabilirdi.

Bu durumu çözebilecek misin?

“Bilmiyorum. Evet, bir gelecek istiyorum onunla ama artık kendimden ödün verebilecek neyim kaldı bilmiyorum. Kopmak mı daha acı, yoksa kalıp içinde sıkıştığım bu ilişki mi emin değilim. Sanki bir bedel ödüyorum ve günün sonunda kaybedecek olan da benim. Yine de bilmiyorum. Bunaldım. Kafa dağıtmaya, uzaklaşmaya ve eğlenmeye ihtiyacım var. Beni anlama şansını kaçırmaktan da korkuyorum.”

(Seçtiğiniz yolu aşağıdan tıklayınız)

B1. Nehir, sevgilisiyle eve geçer.
B2. Nehir, arkadaşlarıyla buluşmaya gider.



Paylaşmak Güzeldir: