Yerelden Küresele: Küçük Şehirde Büyük Ekosistem Kurmak
Şubat 3, 2026
Bir Yol Ayrımındaydım.
Şubat 3, 2026

İnsanlar Acılarına Neden Aşık?

Hepimizin içinde bir acı vardır ve insanlar acılarına aşık olur.

Çok merak ediyorum, merak ettiğim bir şey hakkında yazmak da bana nasıl bir yol açacak, onu da merak ediyorum. Açıkçası bugün biraz özgüvenliyim ve şunu net bir şekilde dile getireceğim: İnsanlar acılarına aşık olur ve olumsuzluklar her zaman dilimizdedir ya, bugün bunu kırmaya geldim.

Belki bir yılı aşmıştır. Bir arkadaşımın önerisi ile “Rezonans Kanunu” kitabını okudum ve kitap hakkında dediğim yegane şey: “Bu kitabı herkes okumalı ancak herkesin bu kitabı okumak için bir zaman’ı var.” Kitap hakkında spoiler yesem ne düşündürdüm bilmiyorum ama şunu net bir şekilde söylemeliyim ki, pozitif olan her şey pozitifi çeker.

Alper başlama yine yok enerji yok olumlu düşünceler yok bilmem ne, diyenleri gerçekten duyuyorum ve saygıyla dinliyorum. İtiraf ediyorum spiritüel şeyler bana halen çok yakın gelmiyor ya da ben farkında değilim. Mindfulness hakkında bir sürü kitap okudum, atölyesine katıldım vs o da halen beni yakalamadı. Bu tür şeyler için zamanlar olduğunu düşünüyorum. Ya o size çarpacak ya siz ona ya da dayanıklı çıkacaksınız ve kütüphanede çarpıştığınız zaman hiçbir kitap düşmeyecek ve yolunuza bakacaksınız. Orasını kestirmem zor.

Konu aslında şu: Sürekli acılardan, serzenişlerden, mutsuzluktan, depresyondan bahsedersek bir girdabın içerisine çekiliyoruz. Bunu fark etmiyor olamazsınız. Burada bütüncül bakamam o yüzden senden bir ricam var. Hepimizin dertleri farklı ve bu dertlere göre birbirimizi tamamen anlamak imkansız. Birimiz sabah işsiz, birimiz mühim bir hastalıkla, birimiz ilişkisinden ayrılmış olarak uyanabilir. Bu listeyi sevmeyebiliriz ama dünyanın bize her zaman yapacağı kötülükler var eminim.

Büyük resme de bakabiliriz, bu zamana kadar yaşadığın yılları düşün. Aklın başında olan kaç yıl var onu da düşün. Aklına ilk mutlu mesut olduğun anılar mı geliyor yoksa kötü olanlar mı? Bu soru bence çok kritik çünkü köprüden önceki son çıkışımız burası.

Biz yani insanevladı acılarımıza aşığız ve bu acıları ne kadar dillendirsek de ondan kaçamıyoruz. Sürekli pozitif düşünen beyinler (BU ARADA BU YAZI GERÇEKTEN UZUN, OKUDUĞUN İÇİN TEŞEKKÜRLER… SADECE BURAYI OKUSAN DA TEŞEKKÜRLER.) yaratmamız çok zor. ZOR ama ne değildi ki, ne değil deniyordu bana yardımcı olun.

Üzülelim, acımızı yaşayalım ama lütfen onu cebimizde veya en kötüsü kalbimizde taşımayalım. Ne kadar gülersek ne kadar gülümsetirsek hayat bence bize çok daha iyi gelecek. Son bir pratik:

Bugünün nasıl geçti? Süper geçti daha iyisi olamayacak seviyede.
● Kendini nasıl hissediyorsun? Gerçekten olağanüstü.
Nasıl mutlu olabilirim? Seninle olmak zaten bir mutluluk sebebi.

Bu cümleleri taşımak gerçekten çok kolay, yansıtmak belki iyi bir oyunculuktur. Her uyandığımızda bize verilen bir text üzerinden oyunculuk yapmıyoruz; o sebeple doğaçladığımız bu dünyada, biraz sevinç biraz mutluluk biraz iyi şeyler bize Oscar’ı kazandıracaktır.



Paylaşmak Güzeldir: