Sonsuza Kadar Mutlu Yaşadılar, Sonra?
Ağustos 5, 2025
Zamanı Kırabiliyorum!
Ağustos 5, 2025

Zihnimden IX

 

Kurumsal hayata ve sürdürülebilirliğe balıklama bir giriş yapmamın ilk senesini geride bırakıyorum ve bu süreç benim için çok dolu dolu geçti. Farkındalıklar ve gözlemlerle dolu, bir o kadar da harekete geçme felsefesini iyice kavradığım bir dönemdi. Duygusal bir derinlik, biraz hayallerden ve biraz da hayatın dönüşümü üzerinde birkaç şeyden bahsetmek istiyorum.

 

Bu süreçte karşılaştığım her insanı gözlemlemeye çalıştım. Bu insanlar kurumsal hayatın günlük ihtiyaçlarını yerine getiren, hayatlarını belli bir düzende devam ettiren insanlar.

Geleceği bilemeyiz desek de bu insanlar bir mesainin başlangıcı ve sonu arasında nelerin olacağını içten içe biliyorlar. Gün içerisinde çok farklı konularla ilgilenseler de aslında büyük resmin içerisinde, belirli çizgilerin içerisinde onlara atanmış işleri yapmakla yükümlüler.

Bunun ötesinde bir görev veya sorumlulukları yok.

 

Böyle bir ortamda yaşayan insanların, acaba zaman içerisinde dünyaya karşı farkındalığında veya hislerinde neler değişir diye düşünmeye başladım. Malumunuz böyle bir hayata hepimiz mahkûm olabiliriz. 24 yaşında bir genç olarak, bu düşüncenin derinliği biraz ürküttü açıkçası. Bakış açımı anlamanız için söylüyorum, ben hayalimde her açıdan konsepti yarattım ve onun peşinden gitmeye çalışıyorum, yeteneklerimi bunun için kullanmaya çabalıyorum. Olur olmaz…

 

Başladığım zamanki benle şu anki ben arasında dağlar kadar fark var diyebilirim. Bu yolda insanlardan çokça kez hayat görüşlerini ve geleceğe dair umutlarını dinleme fırsatı buldum.

 

Şaşırdığım şey neredeyse herkes aynı şekilde bir hayalin peşinde koşmaya başlamış ve elbet hayatın başlarına getirdikleri çok daha farklıymış. Bunların içinde müzik resim sanat tayfa da var, kariyer hedeflerini kendinden olmayan sebeplerle başka yönlere çekenler de… hepsi bir şekilde yoldan sapmış anlayacağınız.

 

İnsan böyle bir ortamda ideallerinden ne kadar uzaklaşacağını düşünmeden duramıyor. Bir fikir için hayatını adama düşüncesi sadece kendi zihnimde bana mantıklı gelirken, dışarı çıktığında asla bir karşılık veya bir kanıt bulamıyor. İnsanlar o yolu çoktan terk etmiş ve sanki senin de terk etmeni bekliyorlar

 

Ben de çevrem gibi hayata alışmak, ideallerimin olduğu yoldan çıkmak istemiyorum. Sonuçta bu yol herkesin bilincinde bir yaşta vardı ve kaybolduysa, kaybolması için bir şeyler yapılmıştır. Çünkü bu yol herkeste var. Buna rağmen yoldan çıkmayan insanlar var; yoldan zevk alan, çektiği acıları kutsallaştıran ve öğrenme içgüdülerini zinde tutan insanlar var.

 

Başta söylediğim bu düzene kesinlikle ihtiyacımız var bunu inkâr edemem. Ancak hayatı anlamlı bulan ve bu yolda kalma motivasyonu olan insanlar sayesinde insanlık şu anki olduğu noktaya gelmedi mi? Bu tekdüze sistem aslında kendi sonunu getiren ve insanları rahatlık ve düzen uğruna hayallerindeki yoldan çıkmaya iten bir sistem değil de nedir?

 

Düzene ve sistemleşmeye bağımlı hale geldik ama bunun uğruna bizi ileri götüren bütün hayalperestlik ve yaratıcılığımızı buna kurban ediyoruz. Bugünleri hayal etmiş, insanlığı bir adım daha ileri götürmek isteyen insanların kendi silahlarıyla…



Paylaşmak Güzeldir:

Ali Berdan Kaya
Ali Berdan Kaya
Hayatını sorgulayarak geçiren, geçirdikçe kafası karışan bir çocuk. Kafasının ne kadar karışık olduğunu anlatmaya çalışıyor, bu yüzden aramızda kendisi. Galatasaray Endüstri öğrencisi. Keman, gitar, tango, fotoğraf, edebiyat gibi çeşitli uğraşları var. Yeni maceralara atılmayı seven birisi; sonunu düşünmenin kahraman olmak için bir engel teşkil ettiği kanısında. İyi bir gözlemci olmakla beraber iyi bir hikâye anlatıcısı olmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bir de müzik sevdalısı, bir gün herkesin hayatının arka fonunda çalmasını istediği parçayı yazacak.