Ben de Anlamadım
Nisan 7, 2026
Büyütmeye Gerek Var: Kapı
Nisan 7, 2026

ŞİLE BÜLBÜLÜM ŞİLE.

Yıllarca bu adam bir yere gitti, nerdesin oradayım nerdesin? ŞİLE BÜLBÜLÜM ŞİLE.

Şile’nin hikayesini anlatsam galiba bu cümleden sonra direkt çıkar gidersiniz. Ama gitmeyin çünkü gerçekten arka planı çok keyifli. Duygusal bir tarafı da var, bunu da biraz bahsetmek istiyorum. Şile’den nefret eden bir çocukken, şu an benim için öyle anlamları olan bir yere dönüştü ki, bunu sizlerle paylaşmak için neden bu zamana kadar bekledim bilmiyorum..

Hatırladığınız ilk anı ne kadar eski diye bir soru var ya hani, Şile’yi düşününce benim oradaki en eski anım; 2009 yılında oraya taşınırken babamla kamyonet gibi bir şeyle dolap götürme anımızı anımsıyorum. Eve eşyaları parça parça götürmüştük ve birinde ben de vardım. Hatta dönerken Şile yolundaki gözlemecilerde durup gözlememizi yemiştik, söylemesi ayıptır. Yaklaşık 17 yıl Şile’deyiz ve ben sadece bir kere o gözlemecilerde yedim, bu bilgi de niştir.

2009 yılı tabii, dert yok tasa yok, tek derdim ayağımdaki topa karşıdan kim vuracak sorusu. Şile’de taşındığımız yer çok çocuğun yaşadığı bir yer değildi. Hatta orada sadece bir arkadaşım vardı: Kerem. Onun da olmadığı zamanlar olurdu ve orada tektim. O kadar sıkıcı bir yerdi ki, 8-9 yaşında bir çocuk olarak tek başına takılmaktan başka çarem yoktu. Ve o dönem Şile’den nefret ettim; giderken ağlamalar, dönerken mutluluk gözyaşları… Dramayı keşfettiğim yer olabilir.

Bahsetmeyi unuttuğum bir de kehanet var. Şile’nin girişinde, birbirinden farklı yapılar olan bir yer var. Üzerinde de “üniversite” diye bir şey yazıyor. Biz ilk zamanlar o yoldan geçerken babam hep “Sen burada okuyacaksın, içime öyle doğuyor” demişti. 2009 yılı ya, daha ortaokul bile yok görünürlerde. O kehanet gerçek oldu ve deseler bana “Alper, keşke o İTÜ – YTÜ olsaydı” diye, kabul etmezdim. Işık’ın bana kazandırdıklarını hiçbir yer bu şekilde veremezdi kesinlikle. O kesinlikle başka bir günün konusu.

O ev 2009’da alındı evet ama 2008’den beridir araştırması başlanan bir plandı. Babamla, o zaman dedem (nur içinde yatsın) çok çok farklı yerlere gitmişler. Burgazada bile varmış bu rotalarda. Bir gün Şile’de öyle sokakları gezerken dedem bir selvi görüyor yolun ortasında, çok beğeniyor, “şurada duralım” bir diyor. Tam durdukları evin karşısı satılık. İşte o ev bizim hikâyemiz oldu.

Dedem ve babaannem (o da nur içinde yatsın) geldiği zaman benim odamda kalırlardı, dedem benim yatağımda yatardı. 2011’de bahçede yapılan, komşularla böyle büyük bir mangalda; babaannem “git dedeni çağır, haydi mangal oldu” diye. Yukarı çıktım, dedem yatağımda oturuyor ve gülüyor. Biraz baktım ama duymuyor beni. Hemen babaannemi çağırdım ve o da o anki feryatla bütün herkesi. Ondan sonraki haftalarda kaybettik kendisini.

Dedemi son gördüğüm yer, kendi yatağımda ve gülerkenki an. Acaba son kez ne gördü orada ve onu mutlu etti?

Hiç korkmadım o yatakta yatmaktan, hiç korkmadım o evde yalnız kalmaktan. O ev benim için bir yaşam oldu. O ağaca iyi baktık mı bilmiyorum ama her orada yaşadığımda dedemin o ağacın altına sandalyesini atıp oturduğu zamanı hatırladım.

Yıllar yıllar geçti evet ve 2019’un eylül ayında sınav sonuçları açıklandı:

  1. SIRA: IŞIK ÜNİVERSİTESİ MEKATRONİK MÜHENDİSLİĞİ (İNGİLİZCE) %75 BURSLU

İşte şimdi Şile’yi fethetme zamanıydı.

To be continued…




Paylaşmak Güzeldir: