Konuk Yazar: Dilara Küçükafacan
Döngüden çıkmak mümkün mü? Bir süreci kırıp süreç yaratmama ihtimalimiz var mı?
Bana göre mümkündü bunlar. Herhangi bir şeyi tanımlayan olgular zamanla somuta yansıyor. Nasıl ki tanım olgularının yaptıklarımıza etkisi varsa yaptıklarımızın da tanımımıza etkisi var. Benlik tanımları davranışa, davranışlar döngülere dönüşüyor. Bu benlik tanımında var olan her şey kendini var ederken döngü denen bir oluşa başvurmak zorunda kalıyor. Filozoflar düşüncelerinde, sanatçılar ürettiklerinde, doğa kendi sisteminde döngülere başvuruyor.
Her şeyin bazen sürekli aynı noktaya döndüğünü sizler de fark etmişsinizdir. Bazen saatlerce duvara bakarken, bazen ise gündelik işlerle uğraşırken. Hayatınızdaki herhangi bir döngüyü ele aldığınızda sizce bunun dışına nasıl çıkabilirsiniz? İşinizden mi ayrılmalısınız? Yoksa gerçek huzura mı ulaşmalısınız? Cevaplar için döngülerin oluşundan daha derine inmek gerek.
Ben döngülerimi kırmaya çabalarken döngülerin derinlerinde insan olmayı kavramam gerekti çünkü beni var eden en temel olarak bununla karşılaşmıştım. Beni en temelde var eden “insan olma” kavramından uzaklaşmaya çabaladım. Bir insanı insan yapan şey nedir? Fizyolojisi ya da düşünce kabiliyeti değildir. ‘Her an’ hissettiği duygudur. Duygu derinliği olmayan birisine insan demek yersizdir. Düşüncelerimin de temelini attığını düşündüğüm duygularımı bırakmaya çalışmak çok zordu. Bir buluta bakıp bile huzur hissedebiliyorken, bir nesneye bakıp sadece öfke dolabiliyorken bu bana imkansız gözüküyordu. Fakat sonra bir anda içimde bir şey koptu. Ne bağ kurabiliyordum ne de artık herhangi bir duyguyu anlık hissedebiliyordum. Başarmıştım ama içimde sevinçten ya da birinci olma duygusundan eser yoktu. Bir süre böyle devam etti. Eskiden herhangi bir nesneye bile anlam yükleyebiliyorken bunu kaybettiğimi gördüm. Sevinip üzülmemiştim sadece bir zamanlar karar verdiğim yolda adım adım yürüyordüm. Döngüyü kırma döngüsü…
Ben insanlığımı terk etmeye devam ederken hayatımdaki çoğu sorun yok oluyordu. Şaşırtıcıdır ki birkaç yıl sonra gerçekten içtenlikle bir şey hissedebildim. Yaşam amacım olan o şey gözlerimi kamaştırıyor gibiydi. Amacım olmasa da tüm duygu kırıntılarından arındıktan sonra karşımdaydı duyguların en güzelini yaşatan. Ama ona varamadan her yeri sis kapladı. Hayır, hayır sisten fazlası olmalıydı. Hissettiklerimden fazlası olmalıydı. Bu kadar çabuk bitemezdi. Ona karşı hissettiğim duygu fazlasıyla tatlı gelmişti ki döngüleri, emeklerimi hiçe sayarak onun sürmesi için her şeyi yapabilecek bir pozisyondaydım.
Sanki bir sınavdaydım ve geçememiştim. Bir anda hem o mükemmel şey hem emeklerim hem de onca yıldır inandığım gerçekleğim yok olmuştu. O anı tarif edebilecek tek kelime ‘kahrolmak’tır. Sisle beraber duyguların en büyükleriyle karşılaştım. Ve üzerime yapışmıştı kahrolma hali. Ona karşı hissettiğim duygu o kadar hoştu ki onun üzüntüsünün bile sürmesini istiyordum.
Artık mümkün değildi benim için, insanlığımdan vazgeçemiyordum. Var oluşumu reddedemiyordum. İlk sevgi bozmuştu düzenimi, şimdi de içinden çıkamadığım özlem beni bulmuştu. O gün döngüme boyun eğmeye karar verdiğim gündü. Benim hayatım başkalarının oluşturduğu döngüler ve benim döngülerim arasında kıvranırken başka bir benlik arayışı benim kulvarımda bir istek değildi.
Döngüleri kırmak imkansız değil. Hayat sadece içinde kendimizi bulduğumuz döngülerden ibaret olmamalı. Daha fazlası olmalı!
Bu şarkı o andaki bitiklik ve ‘o şeye’ itafendir.
Be More – Stephen Sanchez