Seçim A1 – Nehir, kapıya yönelir.
Mart 5, 2026
Seçim B1 – Nehir, sevgilisiyle eve geçer.
Mart 5, 2026

Seçim A2 – Nehir, telefonu açar ve bir mesaj atar.

Sizce yanlış yerde olmak mı daha zor, yoksa kendinizle yüzleşmek mi? Olduğunuz yeri iyileştirmek ne kadar mümkün veya kendinizle yüzleşmenin bedeli nedir?

Nehir, kafasını karıştıran başka bir kişiyle iletişim kurmayı seçti.

Bazen sadece kaçmak yetmez. Birileri tarafından kolumuzdan sıkıca tutulmak ve sıkıcı sarmalanmak isteriz. Duygusal bir risk aldı Nehir. Yaralarını kapatmak, kapatamıyorsa da en azından paylaşmak istedi. Haksızlık ettiğine inandığı bir kalbe uğramak istedi. Çaldığı kapının ardında gördüğü yüzden önce özürler diledi. Sonra yaşadığı acıyı paylaşmak istedi. Taşıdıkları ile kabul görülmek istedi. Sevdiği adamca kabul edilmemişti ama sevilemeyişi ile kabul görürse belki iyi hissedebilirdi. En azından yalnız kalmaz, nefes alırdı. Sanki bir merhem bulmuştu. Canı acıyor ama yaralarına bu ilacı sürdükçe ağrıları bir süreliğine de olsa geçiyordu. Böylelikle günleri geride bırakıyor ve zamanla iyileşip güçleneceğini düşünüyordu. Kim bilir belki merhemine bile aşık olurdu. Kapının arkasındaki o şefkatli kalp. Fakat olmadı. Aylar geçti. Ne acısı sona eriyordu, ne de merhemine aşık oluyordu. Zaman geçtikçe iyi hissetmek için bir başkasına ödettiği bedelin suçluluğu altında ezilmeye başladı. Ne kadar bencil olabiliyordu insan? Nehir, hiç olmadığı kadar bencil hissediyordu. Hatta bu suçluluk hissinin ağırlığı yalnızlığının acısını bile gölgede bırakmıştı. Daha fazla dayanamıyordu. Hiçbir insan bir merhem olarak var olmamalıydı. İnsanlar sadece sevilmeli ya da sevilmediklerini bilmeliydi. Bir başka yağmurlu mevsimin akşamında, Nehir, kendisi için bir nokta koymaya karar verdi.

“Daha fazla devam edemeyeceğim.”

(Değerli okur, ulaştığın sonun benim nezdimde adı “Bulanık Ton”dur.)





Paylaşmak Güzeldir: