Her sene aralık benim için aslen bir sorgulama ayıdır. Tüm yılımı uzun uzun gözden
geçiririm. Her ay neler yaptığıma bakar, yılımın enlerini seçerim. En mutlu olduğum an, en
çok güldüğüm şaka, en sevdiğim film, en sevdiğim kitap, en sevdiğim insan ve daha yüzlerce
kategori. Sevdiklerime de benzer sorular sormaya ve saatlerce yıl değerlendirmesi yapmaya
bayılırım. Aralık bana kırmızıyı, yeşili, sorgulamayı ve neşeyi getirir hep. Bu yazıda sizlere
hem bireysel hayatıma dair sorgularımdan hem de 2025’in kendi adıma enlerinden
bahsedeceğim. Yazımın akışı size kaotik geldiyse bir de zihnimin nasıl bir durumda olduğunu
hayal edin…
2 haftadır yaşadığım sorgulama sürecinde önce galerimi tarayarak tek tek aylarımı
değerlendirdim. Zaten yılımın 6 ayını yksye kurban etmişim…Yaşadığım 6 aylık süreç ise
benim adıma epey karmaşık geçmiş, karmaşıklığı kaosla mı yoksa huzurla mı
bağdaştırdığımdan bile emin olamadım. 2025 bana yeni bir hayat sundu diyebilirim. Farklı
bir şehirde farklı bir hayat inşa etmeye başladım. Ehh pek de başarılı olamadım. Bu yıl ilk
defa yurt hayatına uyumlanmaya çalıştım, (uyumlanamadım, yalnız kalamamak beni
delirtiyor…) fransızca öğrenmeye başladım, çok güzel konserlere gittim, harika tiyatro
oyunları izledim. Birçok yeni insanı hayatıma dahil ettim, bir kısım insan ise dahil olup o
kadar kısa süre kaldılar ki yılbaşı yazıma yetişemediler. Ablamı bir yabancıya kaybettim,
yalnızca evlenmiş olabilir ama benim için bir yabancıya kaybetmekle eşdeğer oldu…
Bazı şeyleri bu sene de başaramadım; hala ehliyetim yok, hala oturmuş bir hayat düzenim
yok, hala birçok şeye yetişemiyorum, hala birçok iletişimi sağlıklı kurmayı bilmiyorum. Ama
onları da yolda tamamlarız herhalde diye umuyorum.
Yılımın enlerini düşündüğümde ise her kategori için çok fazla seçenek ortaya çıkması beni
mutlu ediyor. En mutlu günümü de en mutsuz günümü de zihnimdeki uzun tartışmalar
sonucu seçebilmiş olmanın verdiği huzurla 2026’nın enlerini yaşamayı bekliyorum.
2025’i benim için en çok “kötü bir yıl” imajına sürükleyen durum çok az şey izlemiş ve
okumuş olmam oldu. En azından bol bol yeni şarkı keşfetmişim. Enlerimi seçerken de
maalesef zorlanamadım. Bu yıl ilk defa izlediğim ve en beğendiğim filmin “Dune” olduğunu
rahatlıkla söyleyebiliyorum. Sadece izlemekte geç kalmışlığım söylerkenki rahatlığıma gölge
düşürüyor. Size izlediğim en iyi film olarak 3-4 bin kişinin izlediği mistik derecede güzel bir
filmden bahsetmek isterdim ama 2025’te sinefilliğimi maalesef kaybettim.
En beğendiğim kitap ise sınıf arkadaşım sayesinde bu ay okuduğum “Doğu’dan Uzakta”
oldu. Kitap bence aidiyet ve kimlik kavramlarını en iyi aktaran kitaplardan biri. Amin
Maalouf, doğu ile batı arasında sıkışmış Adam karakteri üzerinden yalnızca coğrafi bir
uzaklığı değil insanın kendi köklerinden, kendini ait hissettiği ortamlardan kopuşunu
sorguluyor. Kitabın dili çok sakin olsa da okurken olayların derinliğini hissettirebilen bir
ağırlığı var. Olaylar ilerledikçe ve hikaye açıldıkça uzaklaşılan yerin yaşanılan yer mi yoksa
kendi benliğimiz mi olduğunu sorgulayabiliyoruz. Kitabı okuduğumdan beri çevremdeki
herkese ama herkese anlatmaktan ve önermekten kendimi alıkoyamıyorum. Uzun zaman
sonra bana sabaha kadar kitap okuma isteği verdiği için de yazara sonsuz kez teşekkür
ediyorum.
2025’te en çok dinlediğim şarkı “Tarkan’dan Kış Güneşi” olmuş. Açıkçası 115 kez “Kış
Güneşi” dinlediğimin ben de farkında değildim. En çok dinlediğimden ziyade keşfettiğime en
çok mutlu olduğum şarkılar üzerine düşündüm ve bu yazımı da bir playlist ile sonlandırmaya
karar vererek yazının sonunda ulaşabileceğiniz favorilerim listesini oluşturdum, yeni müzik
keşfetme meraklısı ilgililere duyurulur 🙂 En çok dinlediğim sanatçı ise “Adamlar” olmuş.
Hatta o kadar fazla dinlemişim ki Dünya’da en çok “Adamlar” dinleyen 5371.kişi olmuşum
ve evet, en sevdiğim grup dağıldı… “Adamlar”dan 2025 keşiflerime de yine aynı listeden
ulaşabilirsiniz. En çok dinlediğim albüm hakkında bilgi vermeyeceğim çünkü yazımın soft
akışına Türkçe rap karıştırmak istemiyorum…
Sanırım 2025’in benim için bir favori dizisi olamadı. Bu sene ya konfor alanım olan “The
Office” gibi dizileri tekrar izledim ya da izlediğim diziler benim için “ehhh” kategorisinde
kaldı. Resmen rezalet… Size az izleyicisi olan güzel bir dizi öneremediğim için özürlerimi
sunmaktayım…
2025’ime müdahil olmuş ve benimle ya bağlarını derinleştirmiş ya da benim için yeni
karakter kilitleri açmış herkese ve hayatıma dokunan tüm yönetmenlere, senaristlere,
sanatçılara, kitap yazarlarına teşekkür etmek istiyorum! Mutlu yıllar!
Bahsettiğim playlist;
1TkW9TtmWeWMfWg&pi=TaeVMuUST9-Pm