Çığlık
Haziran 3, 2021
Kendine Dönmek Ama Kendinde Kalamamak Hakkında
Haziran 3, 2021

Çileği Fark Etmek

Bu köşenin okurlarıyla artık tanıştığımızı düşünüyorum. Bu tanışmanın bana biraz gevezelik etme hakkı tanıyacağını düşünerek tefrikaya biraz ara verip sohbet etmek istedim. Mümkün olduğu kadar interaktif bir yazı olacak. Yazıyı okumanız için gereken tek şey elinize bir çilek almak veya çileği hayal etmek. Ben de size eşlik edeceğim söz!

Elimizdeki veya hayalimizdeki çileği gözlemleyelim birlikte. Mesela ne renk? Kırmızı mı yoksa pembe mi? Parlak bir kırmızı mı yoksa fazla olgunlaşmaktan siyaha mı çalmış? Meyvemizin hâkim rengini anladıktan sonra yapacağımız şey üzerindeki sarı noktalara odaklanmak. Ne kadar çoklar, öyle değil mi? Şimdi istediğim şey lütfen kendinize bir doğru belirleyin ve çileğin yeşil kısmından altına kadar alt alta kaç sarı nokta olduğunu sayın. Hayal edenler lütfen bir tahmin yapsınlar. Sonra çileğe daha yakından bakmanızı istiyorum, o sarı noktalardan çıkan ince çilleri görecek kadar odağınızı verin lütfen. Bir süre o çilleri inceleyin, şayet henüz çil çıkmayacak kadar ham bir çilekse elinizdeki veya düşünüzdeki çileğin toyluğu üzerine biraz kafa yorun. Sıra tepesindeki yeşil kısmın yapraklarını saymaya geldi. Bu kısımda tekrar elinde bulunmayanlar bir tahminde bulunabilir. Son olarak çileği derin derin koklayın veya çilek kokusu hayal edin. Şimdi her zamankinden yavaş ve hissediyor olmak kaydıyla yiyebilirsiniz. Sanırım siz de benim gibi eskisinden daha çok zevk aldınız. Bu aldığınız fazladan hazzı unutmayın, az sonra işimize yarayacak.

Eğer buraya kadar okumaya devam ettiyseniz aklımı kaçırıp kaçırmadığımı sorguluyor olabilirsiniz. Neden sizlere böyle bir etkinlik yaptırdığımı sorguluyor olmanızı da yadsımam çünkü başkasının yazısında görsem ben de yargılardım galiba. Aslında yapmaya çalıştığım şey gündelik hayatta bu kadar çok maruz kaldığımız bir nesneye ne kadar da yabancı olduğumuzu fark etmemizi sağlamaktı. Şimdi isterseniz gelin bu yaprakların üstündeki tüyleri ya da sarı noktalardan çıkan minik çilleri hayatımıza uygulayalım.

Şimdi gündelik hayatta sık sık bir araya geldiğiniz bir arkadaşınızı düşünün lütfen. Bu sefer onun fiziksel özelliklerinden ziyade karakterine ve olaylara verdiği tepkiye odaklanmanızı istiyorum. Seçtiğiniz arkadaşınız sinirli bir insan mıdır mesela? Yoksa kriz anlarında bir anda ortaya çıkıp yönetimi ele geçiren, sorun çözüldükten sonra ise sessiz sedasız yok olan bir kişiliğe mi sahiptir? İçki içtiğinde neşelenir mi yoksa ağlamaya mı başlar? Bir sorunla karşılaştığı zaman yalan mı söyler yoksa dürüstçe sonuçları göğüsler mi? Bütün bu sorular veya kendi bulduğunuz başka sorular beyninizde dönerken fark etmenizi istediğim iki konsept var. Bunlardan ilki dostlarımızı, genellikle, bütüncül bir şekilde değerlendirecek kadar tanımıyoruz. İkincisi ise hiç kimse mükemmel veya her yere uyumlu değil, seçtiğimiz sevgili dostumuzun bir yapboz gibi bazı güçlü yönleri var ama bazı noktalarda da uyuşmuyorsunuz, aynı çileğin meyve tabağı içinde veya tatlı içerisinde yenirken pirinç pilavının içine doğranmaması gibi diyebiliriz.

Yani özetle yediğimiz çilekteki ekstra zevki hayattan ve dostlarımızdan alabilmek için onları akışın içerisinde birer nesne olarak görüp sindirmek yerine dikkatle onları incelemek, tanımak ve aslında hangi bağlama yakışıyorlarsa o bağlamda onlarla etkileşime girmek gerektiğini düşünüyorum.



Paylaşmak Güzeldir:

Burhan Kibar
Burhan Kibar
Her şeyden önce bir çevreciyim. Okumaktan, öğrenmekten, merak etmekten ve sorgulamaktan hoşlanırım. Bunlardan arta kalan zamanımda Boğaziçi Üniversitesinde İşletme okuyorum. Seyahat etmeyi ve kültürlerle tanışmayı kişisel gelişim için vazgeçilmez görüyorum. Son olarak Cogito Ergo Sum.