Varsaymanın Laneti Üzerine – Öznel Bir Başarı Tanımı
Mayıs 3, 2020
Kubrick, 2001 ve Nietzsche
Mayıs 3, 2020

Çocukluk Ülkesi

Fark etmek acıydı ama ne mutlu ki oldu. Şu ana kadar, işbu karantina sürecinde geçirdiğim bütün o günleri ve geceleri, beyhude bir koşuşturmaca içerisinde hiç etmişim. “Elimde çokça zaman var ve dışarıya çıkmak mümkün değil, öyleyse bu günleri evimde çok iyi bir şekilde değerlendirmeliyim!” şartlanmışlığı, aslında hayatı ve onu anlamlandıracak şekilde yaşamayı devre dışı bırakan bir dört nala koşma haliymiş, hiç haberim yokmuş. Odaya kapanıp, bir ekran başına kilitlenme veya kalınca bir kitabın sayfalarını çevirerek harıl harıl dizeleri takip kovalamak… Hepsine iyi kötü vakit ayırmıştım ama düşünmeyi, incelemeyi, camı açıp ciğerlerime tertemiz hava çekmeyi, terasa çıkıp yürümeyi ne kadar da ihmal etmişim? Hava almaya çıktığımda kafama dank etti.

Yaşadığım bu kent hatıralarla, maziyle doluydu; ne kadar sevemesem de benle dolup taşıyordu. Camdan dışarı baktığımda gördüğüm manzaralar, çocukluğumdaki perspektifimle iç içe geçmekteydi. Yıkılan eski binaların yerlerine yeni konulan yapılar gözüme o kadar batmıyor, önümde küçükken algıladığım görüntüler beliriyordu: Yeni yapılan alışveriş merkezinin yerindeki sarı otlarla dolu alan, basketbol sahasının yerinde top peşinde koşuşturduğum toprak arazi, çocuk parkı yerine arkadaşlarımla yine top oynadığım bahçe kaldırımları… Kendimce değişime direniyordum camdan dışarı baktıkça, yeniliklerin yerine geçmişten kalma boşlukları koyarak.

Bugünün endişeleri sardıkça benliğimi, kaçışlara ihtiyaç duyuyorum. Sevdiğim şeyleri yapmak yetmeyebiliyor bazen, daha büyük bir firar arıyorum. Ev içinde boş boş volta atmak çözüm değil, yangını diğer aile bireylerine sıçratabiliyor. Odada hapsolmak durumu daha da fenalaştırıyor, olmayacak sanrılar gördürüyor insana. Gündelik keyiflerim huzursuzluğuma yanıt veremeyince elde tek bir çözüm kalıyor: Terasa adım atmak, korkulukların başında dikilmek ve geçmişimin yattığı bütün o manzaralara dalmak. Zamanında umutsuz, kalbi kırık bir çocukken dikildiğim o yerde biraz daha büyümüş ama pek de değişmemiş olarak dışarıya bakıyorum. Tek bir araç ve dahi yaya yok, sokağa çıkanın vay haline. Mutlak bir sükûnet. Yalnızca ben, boylu boyunca uzanmış sessiz şehir ve yeşerip benliğime darbe yapan çocukluğum. Gördüğüm bütün resimleri kaydediyorum zihnime, gözümü kapatıyorum. Özlem gözyaşlarım süzülüyor yanaklarımdan aşağı. Geri gelmeyecek ve yerini bir daha dolduramayacağım günlerin hülyasına dalıyor, gülümsüyorum.

 



Paylaşmak Güzeldir:

Yunus Emre Kala
Yunus Emre Kala
Bilgi Üniversitesi Ekonomi bölümü öğrencisi olan Yunus Emre, bu disiplinde akademisyen olmayı hedefliyor. Futbol, sinema, müzik, tarih, basketbol, edebiyat, sosyoloji gibi çeşitli alanlara ilgi duyan yazarımız yazılarını da bu konular etrafında şekillendirmeyi planlıyor. Yazarımızın yaşam misyonunu şöyle açıklıyor: Birçok alanda kendini geliştirebilmek ve bunu yaparken de keyif almayı ihmal etmemek. Kendisinin en büyük idealiyse, fikirlerinin ve söylediklerinin insanlara tesir etmesi ve onlar tarafından yaşatılması.