Karma
Nisan 4, 2020
Sıkıntılar ve Sıkıntılar
Mayıs 3, 2020

Ali Aktaş (Movie Graf) İle Röportaj

Günün belirli saatlerinde film ve dizi izlemek hayatımızın vazgeçilmez bir aktivitesi, uzaklaşmak istediğimizde kaçtığımız bir sığınak kimimiz için sinema dünyası.  Kimi zaman hüzün kimi zaman sevinç hissettiren -kaliteli- filmleri; merakı ve ilgisinin ışığında doldurduğu belleğinden önerilerini, bizlerle sosyal medya aracılığı ile paylaşarak hayatımıza dokunan Ali Aktaş, “Bence bir filmi kaliteli yapan şey izleyiciye hissettirdikleridir,” diyor.  Büyük bir takipçi kitlesi olan daha önce Movie Graf adındaki Instagram hesabından tanıdığımız Ali Aktaş, YouTube’ada taşımış olduğu aynı adlı kanalı ile önerilerini paylaşmaya devam ediyor bizlerle.  Marmara Üniversitesi’nde Radyo, Televizyon ve Sinema okuyan Ali Aktaş’ı ileride yönetmenliğini yaptığı filmlerle daha çok konuşacağımıza şüphem yok.

 

“Öncelikle şunu söyleyeyim bizim sinemamız Recep İvedik türevi filmlerden ibaret değil. Çok kaliteli işler çıkaran sinemacılarımız da var, ancak ne yazık ki büyük kitlelere ulaşamıyorlar.”

1.Bize kendinden bahseder misin?

Ben Ali Aktaş, 20 yaşındayım, Marmara Üniversitesi’nde Radyo, Televizyon ve Sinema okuyorum, 2 yıldır İstanbul’da yaşıyorum.

2.Instagram’da büyük bir kitle tarafından takip ediliyorsun, bu süreç nasıl gelişti?

Movie Graf’ı ilk olarak 2015-2016 yılları arasında açmıştım. Twitter’da @aliaktasch hesabımda 30 bine yakın takipçim vardı zaten o dönem, onları Instagram’a yönlendirmeye çalıştım. Sağ olsunlar takip ettiler. Her gün her saat başı içerik üretiyordum, ben olsam ne tür içerikler severdim diye düşünüp ona göre paylaşım yapıyordum. Böyle devam etti süreç. Takipçilerim sağ olsun sevdiler ve devamı geldi. Öyle işte.

3.Instagram’daki tanınırlığın hayatını nasıl etkiliyor?

Instagram’daki tanınırlığım normal hayatımı nasıl etkiliyor diyecek olursak hiç kötü etkilemiyor onu söyleyeyim; tanıyanlar gelip selam veriyor, muhabbet ediyoruz. Çok mutlu oluyorum bu duruma açıkçası, insanların zihninde yer edinip onlara samimi geldiğim için, bu durum bence çok özel bir şey. Bazı arkadaşlar ise seni x yerde gördük ama yanına gelmeye çekindik dediklerinde kendimden şüpheleniyorum çok mu sinirli görünüyorum diye. Yanıma gelip selam verebilirsiniz arkadaşlar problem değil benim için, ısırmıyorum, aşılarım tam. Şaka. 

4.Youtube’da bir kanal açtın, orada süreç nasıl ilerliyor?

Ya evet bir YouTube girişimim oldu. Güzel de ilerliyordu aslında ama Koronavirüs salgınından dolayı ofis kapalı ben de çekim yapamıyorum. Evde çekim yapmak da istemiyorum çünkü kısıtlı ekipmanım var. Ama bu salgından sonra kaldığım yerden devam edeceğim. Aklımda güzel şeyler var.

5. Hobisini işi haline getiren biri mi olacaksın, ileride planların nelerdir? Sinema eleştirmeni olmak ya da yönetmen olmak gibi bir hayalin var mı?

Öncelikle kendimi sinema eleştirmeni olarak görmüyorum, öyle bir amacım da yok. Hiçbir zaman da olmayacağım. Ben sadece izlediği filmleri insanlarla paylaşmayı seven bir gencim. Sinema üzerine bir şeyler yapmak, gelecek nesillere çektiğim filmleri bırakmak çocukluk hayalim zaten. Umarım bu hayalimi de gerçekleştirebilirim.

6.Bir filmin gerçekten kaliteli bir yapım olduğunu sence ne belirliyor?           

Bir filmin kaliteli olmasını ne belirliyor… Hmm… Bu soruya kendimce cevap verebilirim. Bence bir filmi kaliteli yapan şey izleyiciye hissettirdikleridir. Duygularını harekete geçirip bir şeyler hissetmeni sağlıyorsa, filmi izlemenin üzerinden aylar, yıllar geçmesine rağmen hâlâ aklına filmden sahneler gelip düşünüyorsan, bu film kalitelidir bana göre.

7.Türk sineması, film sektörü hakkında neler düşünüyorsun?

Öncelikle şunu söyleyeyim bizim sinemamız Recep İvedik türevi filmlerden ibaret değil. Çok kaliteli işler çıkaran sinemacılarımız da var, ancak ne yazık ki büyük kitlelere ulaşamıyorlar. Vizyona bile giremiyor çoğu film. Girse bile en fazla 1 hafta vizyonda kalıyor sonrasında ise kaldırılıyor çünkü filme giden sayısı çok az. Bu yüzden de sinemaya gerçekten değer veren sinemacılarımız geri planda kalıyor, konuşulmuyor bile. Ve Türk sineması saçma komedi filmlerinden ibaret sayılıyor. Son yıllarda bu yavaştan değişmeye başladı artık. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Tolga Karaçelik, Emin Alper  gibi isimler yavaştan popüler kültür ögesi haline geliyor, iyi ki de geliyorlar. Umarım sinemaya gerçekten değer veren yönetmenlerimiz daha çok konuşulur. Buradan takipçilerime de seslenmek istiyorum ülkemizde çıkan sanat filmlerine elimizden geldiğince destek olalım. Vizyona girdiği an gidip izleyelim, artık bir şeyler değişmeli Türk sinemasında.

8.İnsanların hayatına bir iki saatlik olsa da katkı sağlamak, fikirlerinin ve önerilerinin önemsenmesi nasıl hissettiriyor?

İnsanların hayatına dokunduğunu bilmek tarifsiz bir duygu. Mesela, sayende sinemaya ilgi duymaya başladım, önerdiğin her filmi izliyorum, film yorumlarını büyük bir merakla okuyorum gibisinden çok fazla mesaj alıyorum. Bu, cidden sinemayı seven bir gencin başına gelebilecek en güzel olaylardan biri. Umarım gelecekte çektiğim filmlerle de insanlara bu duyguyu yaşatabilirim. Buradan beni sevip takip eden herkese sevgilerimi yolluyorum. İyi ki varsınız.

 

 



Paylaşmak Güzeldir:

Pınar Dereli
Pınar Dereli
Marmara Üniversitesi’nde Gazetecilik okuyan Pınar için kalem ve kâğıt asla vazgeçemeyeceği derin bir tutkunun olmazsa olmazları; sanata düşkün, hareketli, enerjisi yüksek biri. Enteresan düşüncelerle aklı hep meşgul. Yeni yerler görmek, gezmek, keşfetmek heyecanı ile dolu. Sohbet etmekten zevk alan, umudun insanı ayakta tuttuğuna inanan ve o da umuda sarılan biri. Fazlaca kitaplarda, birazcık şarkılarda, pek az da hayatta yaşayan biri.