İnkişaf Kültürü
Mart 3, 2020
Girişimciliğin İlk Adımı
Nisan 3, 2020

Selvi Gürevin (Atıksız Ev) İle Röportaj

Bu ay ki röportajımız dünyamızın geleceği için çok önemli bir konunun bilgilerini sunacak bizlere, herkesin az çok duyduğu kimimizin farkındalığını çokça yükseltmeye çalıştığı bir mevzu: Atıksız yaşam. Gelin bu konuyu işin gönüllüsü ve uzmanı olmuş Selvi Gürevin Hanım’dan dinleyelim. Evlerimizi atıksız eve dönüştürmek, dünyamızı ve geleceğimizi korumak için adımlar atalım. Buna ihtiyacımız var!

Selvi Gürevin’ in bloğuna göz atmak isterseniz eğer atiksizev.com sitesini ziyaret edebilirsiniz. Hazır evlerimizde kalmamız gerektiği bu zamanlarda yapabileceğimiz leziz yemek tarifleri ve içeriği bilgi dolu metinlerle dolu bir blog. “Her sunumumu Mahatma Gandhi’nin bu değerli sözü ile bitiriyorum: ‘Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol’.’”  diyor Selvi Hanım. Değişim önce biz de başlar değil mi?

“Sade hayat, az eşya, doğaya dönebilen malzemelerden oluşan bilinçli tüketim”

 

Selvi Hanım bize kendinizden ve blog açma serüveninizden bahseder misiniz?

 

Ankara’da doğdum, büyüdüm. TED Kolejinde ilk, orta, lise eğitimimi tamamladıktan sonra değişim programı ile bir yıl Amerika’da kaldım. Sonra ODTÜ İşletme eğitimimi tamamladım ve İstanbul’da ithalat sektöründeki firmamızı yönettim. 2006 yılında çiçekçimi açtım ve 2018 yılına kadar bu sektörde hizmet verdim. İlgimin çevre ve gezegenle ilgili konular üzerine olduğunu daha derinden hissedince bu konularda online eğitimler almaya ve çok okumaya başladım. Eğitimler sırasında ödevler ve araştırmalar beni ‘zero waste’ kavramı ile tanıştırdı. Ülkemizde bu konuda hiçbir şey yapılmadığını fark ettim. Kendi hayatımda uygulamaya başladığım yenilikleri bloğa aktarmaya başladım. Bugünlerde uğraşımı sosyal girişime dönüştürmek için çabalıyorum.

 

Bloğunuzun “Atıksız Ev” adı ilgi çekici ve merak uyandırıcı bu adın hikâyesi nedir?

Atıksız Ev bu yaşam şeklini uygulayanların sıkça kullandığı bir isim. Takip ettiğim yurt dışı bloglar ve atıksız yaşamın öncüsü Bea Johnson da bu adı kullanıyor. Gerçekten ilgi çekici ve açıklayıcı.

 

Atıksız yaşam nedir?

Atıksız yaşam bu güzel gezegene zarar verecek atıkları üretmeden, olumsuz etkimizi en aza indirerek yaşayabilme çabasıdır. ‘Sade hayat, az eşya, doğaya dönebilen malzemelerden oluşan bilinçli tüketim’ benim mottom. Hayatı tecrübeler üzerine kurduğunuzda onca eşyanın, materyal birikimlerin anlamsızlaşmaya başladığını fark ediyorsunuz. Zamanımı ve paramı kıyafet, araba, mücevher için değil unutulmaz deneyimler, öğretiler ve anılar için harcamayı tercih ediyorum. Doğanın içinde olduğumda yaşam anlamımı gerçekleştiriyorum.

 

‘Sıfır Atık Yaşam’a geçiş sürecinizi anlatabilir misiniz?

Sıfır atık kavramı ile tanıştığım gün adımları atmaya başladım diyebiliriz. Benim yaşam anlayışıma ters bir kavram olmadığı için çok zorlanmadım. Hatta bazı kısımlarını kendimce uyguluyormuşum bile. Geliştirmem, her düzleme yaymam gerekti. Kendi alanımda yapabileceklerim kolayken tüm aileye etki eden yerlerde bazı zorluklar oldu. Özellikle çocuklara ‘paketli gıda almıyoruz’ demek ceza gibi bir şey! :)) Hala da kaçamak günlerine izin veriyorum. Anladıkları ölçüde isteyerek devam etmelerine olanak sağlamak istiyorum. Ama beklediğimden çok daha fazla içselleştirdiler ve bu çok güzel.

Deterjanların zehirli dünyası bana hep rahatsızlık veriyordu. Bu nedenle hepsini azaltarak kullanıyordum. Yenilerini almadan elimdeki malzemenin tamamen tükenmesi neredeyse bir yıl sürdü. Sonrasında çok basit malzemelerle temizlik yapmaya başladık.

Bu süreçte en önemli dönemeç farkındalık. Bir şeyin yanlış gittiğini fark edersek müdahale etmek için yola çıkarız. Farkında değilsek öylece sürer gider. İkincisi ise bakış açılarımızı değiştirebilmek. Birçok kişi bana soruyor ‘Bu karışım lekeyi çıkarıyor mu?’ veya ‘Bulaşıklar parlak oluyor mu?’. Cevabı ‘Hayır’. Maalesef olmuyor. Çünkü endüstriyel ürünlerin içerisine konan onca sentetik kimyasal yapıyor tüm bunları. Ama ben onları tabağımda, bardağımda istemiyorum dediğinizde biraz daha parlak olmayan bulaşıklara razı oluyorsunuz. Hazır bulaşık deterjanlarını kullanmayı bırakıp sabunla temizliğe geçen kişilerin ellerindeki egzamalardan kurtulduğunu, yumuşatıcıyı bırakanların alerjilere veda ettiğini öğreniyorum. Zehirsiz yaşam ihtiyacımız olan bir yol.

 

Atıksız yaşamın, 21. yüzyıl şartlarına bakıldığında, kapitalist düzende sizce sürdürülebilirliği olanaklı mıdır?

Bence asıl kapitalist düzene karşı bir duruştur atıksız yaşam. Fark etmeden bize dayatılmış ürünleri kullanıp duruyoruz. Ev temizliğini ele alalım. Yerler için A ürünü, camlar için B, ahşap yüzeylere C, lavaboya D diye uzayıp gidiyor liste. Bizim evimizde ise tüm bu yüzeylere su, sabun, sirke ve karbonattan biri veya birkaçı kullanılıyor. Böylece ben marketten bu plastik paketli zehirli ürünlerin hiçbirini almıyorum. Sebze, meyve, bakliyat, baharat gibi ürünleri kendi bez çantalarımla, kavanozlarımla aktardan, pazardan alıyorum. Doğrusal ekonomi üzerinden işleyen sistem (Doğadan al, üret, kullan, at) bugünlerde işlemiyor. Atıksız yaşam döngüsel ekonomiye vurgu yapıyor. Alıp üretip kullandığımız her şeyin doğaya geri dönebilmesi amaç. Ayrıca atıksız yaşam yerelde kalabilmeye odaklanıyor. Zehirsiz üretim yapan yerel üreticiyi destekliyor. Coğrafik beslenmeye çağırıyor. Hepsi hem dünyaya hem sağlığımıza enfes bir fayda.

 

Bizlere Zero Waste 5 temel prensibini anlatabilir misiniz?

İngilizcede tamamı R harfi ile başlayan kelimelerden oluşuyor.

Reddet (Refuse), Azalt (Reduce), Yeniden Kullan (Reuse), Gübreleştir (Rot), Geri Dönüştür (Recycle).

Reddet: İhtiyacın olmayan her şeyi reddetmek. Alışverişlerde şu soruları sorduktan sonra hareket etmek: Buna ihtiyacım var mı? Bu olmadan yapabilir miyim? Bunun yerine kullanabileceğim bir şeyim var mı? Bundan bende zaten var mı? Bunu almazsam ne kaybederim?

Azalt: Gerekli olanları ihtiyacın kadar almak. Özellikle gıda atıkları dünyanın kaynaklarını boş yere tüketmemize sebep oluyor. Tekstil de aynı şekilde. Aslında tüm tüketim ürünleri de tabi. Tüketimimizi azaltabilmek üzerine bir adım.

Yeniden Kullan: Elimizdekileri yeniden değerlendirmek. Yeni kullanım amaçları olabilir. Tamir etmek. Atıp yenisini almak çok alıştığımız bir mesele oldu maalesef. Bunu değiştirmeye yönelik bir bakış açısı.

Gübreleştir: Mutfak atıklarımız çöpümüzün büyük kısmını oluşturuyor. Onları gübreleştirip toprağımıza hediye etmek atıksız yaşamın çok önemli bir kilometre taşı. Blog ve sosyal medya hesaplarımda bu konuya daha çok eğilmeye başladım. İki yeni proje de yakında görünür hale gelecek.

Geri Dönüştür: İlk dört adımın işe yaramadığı durumda sıra geri dönüştürmeye geliyor. 5R prensiplerinde bu adım en son ve en çok azaltmak istediğimiz kısım. Çünkü geri dönüşüm de birçok kaynak harcıyor ve her ürün sanıldığı kadar dönüştürülebilir değil. Dünyaya gerekli olan tüketim alışkanlıklarımızı iyi yönde geliştirebilmemiz. Geri dönüşümü arttırıp kocaman tesisler kurmamız değil.

 

Yüreklendirici ve harekete geçirici bir blog sayfasına ve Instagram hesabına sahipsiniz, insanların ilgisi ve geri dönüşleri nasıl oluyor?

Beni en çok motive eden şey takip edenlerin hayatına dokunabiliyor olmam. Birçok konuda değişimler yaşadıklarını, tarifleri uygulayarak memnun kaldıklarını söyleyip haber veriyorlar. O kadar mutluluk verici ki. Hem gezegenin hem de tüm insanların sağlığına, zamanına, ekonomisine fayda sağlıyor bu yol. Deterjan kullanmadığı için egzamasından kurtulan, teşekkür eden kişilerden haber almak kadar anlamlı bir deneyim olabilir mi!

Instagram hesabım açıldığı günden beri kendi kendine gelişen bir yapıya sahip. Bunca bilgiyi doğru kaynaklara dayanarak yayınladığım için ilgi görüyor. Bir ailenin yaşamında uygulanabildiğini göstermek istedim. Her sunumumu Mahatma Gandhi’nin bu değerli sözü ile bitiriyorum: ‘Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.’



Paylaşmak Güzeldir:

Pınar Dereli
Pınar Dereli
Marmara Üniversitesinde Gazetecilik okuyan Pınar için kalem ve kâğıt asla vazgeçemeyeceği derin bir tutkunun olmazsa olmazları; sanata düşkün, hareketli, enerjisi yüksek biri. Enteresan düşüncelerle aklı hep meşgul. Yeni yerler görmek, gezmek, keşfetmek heyecanı ile dolu. Sohbet etmekten zevk alan, umudun insanı ayakta tuttuğuna inanan ve o da umuda sarılan biri. Fazlaca kitaplarda, birazcık şarkılarda, pek az da hayatta yaşayan biri.