Makarna II
Nisan 3, 2020
Kıymetini Bilmediklerimiz
Nisan 3, 2020

Rönesans

İçinden çıktığım karanlık çağdan sonra kendi Rönesans’ımı yaşıyorum sanırım. Ve kendi Rönesanslarını yaşantılayan birçok insana yazmak istiyorum bu yazıyı.

Bir kere doğuyoruz hayatta. Sonrası hep yaşamak gibi geliyor belki de. Ama bir bakıyorum arkama sayamıyorum kaç kere öldüğümü, bittiğimi; tamam daha fazlası kalmadı bende buraya kadarmış, dediğimi. Sonra bir kere daha yeniden yüzümü güneşe dönüyorum. Yeniden doğuyorum. Kalanlarımı topluyorum yeni şekiller yapmaya başlıyorum. Önemli bir nokta var sadece yeni bir sayfaya ya da yeni bir hayata değil sadece resmime kaldığım yerden devam ediyorum. Taşan yerleri anlamlı şekillere çeviriyorum. Eskiden sevdiğim renkleri kullanmaya çalışıyorum. Bu resmin sonunda ne olacaktı onu hatırlayıp hayal etmeye çalışıyorum. Belki yeni renkler kullanıyorum. Ama artık resmimi bir sergi için değil evimin en güzel köşesi için çiziyorum.  Sonra yeni bir müzik dinliyorum. Belki müzik yapmaya cesaret ediyorum. Notaları öğrenmeye, bir ritim oluşturmaya emek veriyorum. Solmuş bir çiçeğe can suyu verir gibi kendimi beslemeye çalışıyorum. Sevmeye sarılmaya çalışıyorum kendime. Biliyorum tekrardan çiçekleneceğim. Daha çok kendim olacağım.

Dibe vurduğum da karanlıktı her yer sanki. Koca bir harabe gibiydim. Yıkılmış, paramparça edilmiş. Hiç duvarım kalmamıştı hiç gücüm kalmamıştı. Bittiğimi sanmıştım. Nefessiz kaldığımı. Her gün aynı sahneye çıktığında içinden atlaması gereken bir ateşten çember varken sadece ona bakıp kalan bir sirk kaplanı gibiydim. Ateşten korktuğum için değil de evimde olamadığım için kükremeyi artık anlamsız buluyordum. Zordu belki de en zoruydu geriye hiç dönemeyecek gibi hissetmek. Halini anlatacak binlerce kelime varken sadece suskunluğa sarılmak çaresizlikti. Bunca dağılmışlıktan sonra fırtına bittiğinde, güneş doğduğunda asıl yıkıntılarım ya da kırıntılarım toplanamayacak haldeyken biraz oturup birkaç damla hüzün akıttıktan sonra dönüp ilk gördüğüm şeyin güneş olması içimi nasıl da ısıtmıştı. Sonra fark ettim ki harabeler de evdir sadece daha çok güneş alırlar o kadar. Yine yeni tuğlalarla daha çok güneş alacak evler için temelleri vardır. Yeniden yapılmayı beklerler sadece. İşte bende şimdi kendi yıkıntılarımdan kendi sarayımı yapmaya tekrardan başladım. Belki başka fırtınalar yaşayacağım ya da depremlerle tekrardan yıkılacağım. Ama her yaptığım yeni olan bir öncekinden daha iyi olacak. Çok yorgunum belki ama en güzeli yeniden kendin olabilmek.

Kendimle, kendi evimle, resmimle tekrardan buluşabilmek çok güzel. Çok özlemiştim her şeyi. Hoş geldim.



Paylaşmak Güzeldir:

Mina Çekin
Mina Çekin
İstanbul Kültür Üniversitesinde Psikoloji öğrencisi. Onu kısaca azimli, rasyonel ve gülümseyen biri olarak tanımlayabiliriz. Kitap okumayı ve kitaplar arasında analizler yapmayı çok sever. Endüstri, işletme, yapay zekâ ve edebiyat gibi alanlara ilgili. Birden çok alanda yetkin olmak en büyük ideali. Dergide genel olarak psikoloji alanında yazılar yazacak olsa da teknoloji, ekonomi ve edebiyat ile de karşınıza çıkabilir.