Doğruyu Seçebilme İradesi
Şubat 8, 2019
Deneysel Kaf Metodolojisi
Şubat 8, 2019

Merhaba Ben Mina Ya Da Öyle Bir Şey…

Yazabildiğim çoğu zaman genelde belli bir amaçla yazarım. Öğretici, etkileyici ve güzel olması gibi birçok amacı oldu bugüne kadar yazılarımın. Fakat bu ay bunların dışında bir amaçla yazıyorum. Her zaman söylediğim gibi yazı yazmak benim için hep faydalı, eğlenceli ve rahatlatan bir faaliyet oldu. Bu yazıda da yine bunu umarak buraya sığınıyorum. Bu ay yazımın amacı sadece paylaşmak. Burayı bir günlük gibi düşünün. Bir kereliğine de olsa burada tamamen dürüst ve kendimi şeffaf olarak size açmak istiyorum. Her zaman dürüst ve kendim olmaya çalışsam da hep birkaç sosyal maskeden yardım aldım fakat bu ay bunları sıfıra düşürmek istiyorum. Ve işte başlıyoruz.

Merhaba ben Mina ya da öyle bir şey. Sanırım kendim hakkımda pek iyi düşüncelere sahip değilim. Umarım siz böyle değilsinizdir. Acınası olmasını istemiyorum fakat genelde ağlanacak haldeyimdir. Ağlamam gerekir ama ben susmayı tercih ederim. Çok konuşuyor gibi dursam da biraz boş konuşurum. Ve genelde asıl söyleyeceklerimi söylemem; yani gerçeğe bakarsak aslında suskun biriyim. Konuşmak benim için- boş bile olsa- yemek yemek gibi bir faaliyet. Ve ben bu konuda bir obezim. Baya sağlıksız bir konuşma periyoduna sahip olduğum söylenebilir. Bu düşüncemin iki sebebi var sanırım. Birincisi babam yıllarca bana çok konuştuğumu ve boş konuştuğumu söylerdi fakat ben buna inanmaz ve inkâr ederdim. Ama konuşarak başaramadığım işleri gördükçe bu düşüncem doğrulanıyor olabilir. Bir diğeri ise çoğunlukla gerçekleri konuşma cesaretine sahip olmadığım için konuşamadıklarım adına fazladan konuşmam olabilir.

Şimdi yine abarttığım başka bir muhteşem özelliğime geçelim. Karamsar ve kötücül düşünmede üstüme yoktur. Her konuda birçok şeyi üstüme alınır ve kendimle ilgili yargılamalar yaparak bir kanıya varırım. Ayrıca benimle ilgili olmamasına rağmen birçok davranışın sebebi benmişim gibi düşünerek uykumu kaçırır, yemek yemeyi bıraktırır ve sadece o sorunu ya da sorun olduğunu düşündüğüm şeyin çözülmesini beklerim. Başaramadığım veya insanların başardığımı düşündüğü fakat benim başaramadığıma inandığım-inandığım diyorum çünkü aksine kanıtlar olmasına rağmen böyle düşünmeyi sürdürürüm genelde- şeyler olduğunda başardığımı düşündüğüm bütün diğer şeyler gözümde küçülerek anlamlarını yitirir. Ve kendime verdiğim sahte değer azalarak özgüvensizliğimle birlikte değersizlik hissim artar. Bu davranışımın iki sebebi olduğunu düşünüyorum. Birincisi yaşadığım ortam içinde belli yaş dönemlerimde model aldığım insanların: “Şöyle yapamıyorsan bu yaptıklarının hiçbir değeri olmaz.” söylemleri olabilir. Veya bu deneyimi bizzat yaşamış olabilirim.

Bahsedilmeye değer son sorun ise büyük bir güven problemi. Bunu gerilim filmindeki gizemli bir katilin en kabul edilir bahanesi –bugüne kadar güvendiklerimden hep darbe yedim- olarak sunmayacağım. Ayrıca suçu bu sefer başkalarına atarak bu işten sıyrılmayacağım. Suç tamamen benim. Başkaları yüzünden başkalarına değil kendim yüzünden kendime güvenmiyorum. Ve bu çözümünü tahmin ettiğim -kendimi affedip kendime inanmak- en zor problemim.  Bunu kendime kanıtlamak için elimden geleni yapsam da kendi kendinizle savaşmak ya da daha doğru bir söyleyişle barışmak biraz zor. Henüz başaramadım. Ve başarabilecekmişim gibi de durmuyorum. Ama vazgeçmeyi de gururuma konduramıyorum. Vee bu inancımın sebebini ise bilmiyorum.

Bu kadar negativist bir yazıdan sonra verecek bir tavsiyem olmadığını fark etmişsinizdir. İçimden bir ses bu yazının sonuna sürekli kendimi daha iyi hissettirecek bir şey yazmam konusunda beni ikna etmeye çalışıyor. Ve buna baya zor bir şekilde direniyorum. Doğrular canımı sıkıyor, beni sinirlendiriyor. Kalbimi kırıyor ama birinin bunlarla yüzleşmesi gerekli. Bu yazıyı manipüle etmeyeceğim bu yüzden bütün evrene açıkça bildiriyorum:

– Merhaba ben Mina ya da öyle bir şey. Yaptığım bütün hatalarımı ve başarısızlıklarımı kabul ediyor ve başkasını suçlamadan sorumluluğunu üstüme alıyorum. Bir daha yapmayacağımı söylemiyor fakat yaparsam başkasını suçlamayacağımı ve bahane üretmeyeceğimi söylüyorum.

Sevgiler.



Paylaşmak Güzeldir:

Mina Çekin
Mina Çekin
İstanbul Kültür Üniversitesinde Psikoloji öğrencisi. Onu kısaca azimli, rasyonel ve gülümseyen biri olarak tanımlayabiliriz. Kitap okumayı ve kitaplar arasında analizler yapmayı çok sever. Endüstri, işletme, yapay zekâ ve edebiyat gibi alanlara ilgili. Birden çok alanda yetkin olmak en büyük ideali. Dergide genel olarak psikoloji alanında yazılar yazacak olsa da teknoloji, ekonomi ve edebiyat ile de karşınıza çıkabilir.