Değişim: Bedel 1
Ocak 8, 2019
Algoritmik Finans 102
Şubat 8, 2019

“Boş Vermişliğe” Övgü

İnsan olmanın getirdikleri ve götürdükleri vardır hayatta. Kimden ne kadar az götürmüşse o insan o kadar şanslıdır mesela. Buna göre yapılır iyilik ve kötülük kıyası dünya denilen ateş yuvarlakta. Ama bazen bazı anlar vardır, bazı sahneler tak eder. “Yeter!” derken insanlığa, yorgun düşersin. Kalakalırsın ki sesin çıkmaz olur. Bağırmadığından mı? yoksa bağırmaktan ses kalmadığından mı? anlamaz hale gelirsin. İşte bir noktadır o “Allahu-ekber Dağlarında” olan ama sen oraya varmışsındır ve başlarsın! Ya da sadece susarsın. İşte o an başlar benim övgülerimi, methiyelerimi dizmeye başlayacağım KUTSAL.

 

Gelir biri çıkar bilmediğin yerlerden ve senin yıllar içinde oluşan fikirlerine, duygularına ve kanılarına bakar ve beğenmez. Kendine yakıştıramaz, toplumuna yakıştıramaz bazen ileri gider ve der ki “insanlık namına” yakışmaz bunlar. Senin damıttığın hayatı boşa sayar, sen sanki bir anda gelenlerle yapmış ve etmişsin gibi sana boş hezeyanlar içinde olduğunu söyler. Sen kalırsın öyle, şokla ama o başlar her zaman yaptığı işine. Önce bir kalıp belirler. Adına uygunlar ve onaylananlar der. Tanıdın mı bu kalıbı? Tanımadın mı? Tanımadıysan tanıyacaksın çok yakında, merak etme. Çünkü her yerde görmeye başlayacaksın onu ve türevlerini. Hem de en önlerde. Birileri yardım ellerini onlara uzatacak birileri de onları işaret edip “işte bu!” diyecek. Tam o sırada sen kavramazken daha olanı biteni bir el gelecek “Bak!” diyecek “Ne de güzel gel seni de öyle yapalım”. Başlayacak değiştirmeye seni, kesecek biçecek ve değiştirecek belki biraz kanını akıtacak belki canını sıkacak ve belki de seni sıkacak ama dilinde hep aynı terane olacak. “Senin iyiliğin için dostum! merak etme her şey senin için” diyecek. Sen başta bağıracaksın “Olmaz böyle sistem!” diyeceksin “Olmaz yaptıklarınız, yapamazsınız!” diyeceksin. Koşacaksın belki de sana gelenler karanlıkların üzerine elinde çırada yanan bir ateşle, aydınlatacaksın ufak bir alanı ama sen orada oldukça aydınlık kaldığını sonra yine karanlığa gömüldüğünü fark etmeyeceksin kardeşim. Sen gittikçe eski haline dönen lanet düzeni görmeyeceksin. Sistem adı verilen terane üretme fabrikasının üretim hızını anlamayacaksın. Savaşmanı anlamayacaksın, ilerlemeni görmeyeceksin ve boş vereceksin, belki de okkalı bir iki küfür edeceksin ama sonra salacaksın bırakacaksın koşmayı. Önce sakinleyecek adımların, bir iki derken duracak ve bakacaksın. “Ne uğruna!” diyeceksin, gözlerin dolarken.

 

Anlayacaklar kardeşim meseleni de uğraşını da elbet anlayacaklar, anlamak zorundalar eğer yok olmak istemiyorlarsa ama sen boş ver şimdi. Evlerinde yakacak kömür kalmadığında donarak ölen insanların karşılarında, masalarında bulunmazları bulunduranlara ihtiyaç olmadığını da anlayacaklar. Kaza sonrası yaralı haliyle sedyeye uzanırken botlarım kirletmesin çıkarayım bunları diyen emekçinin kıymetli olduğunu da, bunlar ne ki “yüzler” gider gömülür yeni “binler” gelir diyen gereksizlerin faturasının kesilmesi gerektiğini de anlayacaklar. Büyümek için yakmak yıkmak gerekmediğini de, düşman olmadan da aynı safta bir arada bulunabileceğimizi de , güzel hedefler için de insanların koşabileceğini anlayacaklar. Aç insanların rakamlardan ibaret olmadığını da, gerçek sorunların gerçek insanlarca çözülebildiğini de, kubbeli kubbesiz etrafı çevrili ulaşılmaz kalelerde yaşayanların bir şey yapamayacağını da anlayacaklar, sen dert etme. Çocuğuna yemek yapacak malzemesi için intihar eden annenin zoruna giden şeyi de, yıkıma uğramak üzereyken cafa satanların boş beleşliğini de anlayacaklar. Farkına varacaklar yapılması gereken çok şeyin olduğunu ve değiştirilmesi gerekenin insanların fikirleri değil de yozlaşan kalıntılar olduğunu. Birbirine ne düşündüğünü bağırarak kabul ettirmenin de kendini küçük gördüğü insanlar karşısında zafer elden edince o insanları bozguna uğratmış gibi davranmanın da alçaklık olduğunu anlayacaklar. Sistemlerin, ideolojilerin ve savaşın kayıplarının büyük olduğunu ve masa da alınan kararların ekmeği taştan çıkaranlar için değersizliğini anlayacaklar. Anlamak için görmek gerektiğini, anlamak için hissetmek gerektiğini, anlamak için duymak gerektiğini de anlayacaklar. En derinden atılan çığlıkların en sessiz olanlar olduğunu da anlayacaklar. Nerden bilsinler, bilemezler ki kardeşim hiç yürekleri yanmamış ki dert anlatırken. Hiç göz pınarları yaşarmamış ki dava peşinde koşarken. İnsanlar dava deyince ters bir şey olmadığını da anlayacaklar. Bu ülkeye aydınlık bir gelecek getirmenin de en büyük davalardan olduğunu da anlayacaklar sen üzülme. Bilmeden konuşanları, görmeden inananları ve dinlemeden duydum diyenleri boş ver. Boş ver ki hak etmedikleri değerleri verme onlara, oldukları kadar kalsınlar. Kendilerini değerli bulmasınlar. Bozma moralini sanma ki boş beleş gayeler içerisindesin. Sen ki kutsal olsa da olmasa da iyi hisler beslemektesin. Anlaşılmazsa derdin söylemekten yorulursa çenen ve susarsan tüm kötülere karşı boş verirsen bu dünyanın alayını korkma, kardeşim.

 

Suç sende olmayacak, anlayacaklar elbette kâğıttan paranın yenmeyeceğini, boş gürültülerin karın doyurmayacağını. Onlara vicdan tatminiyeti yapan öncülerin derdinin çok başka olduğunu, anlayacaklar. Gün dediklerinin asla doğmadığını ve istedikleri günlerin asla gelmediğini de gelmeyeceğini de anlayacaklar. Eğitim şart olduğunu senin kadar iyi hissedecekler. İşte o zaman bakacaklar sana ve yaptıklarına sen boş ver kardeşim boş ver ki gücüne gitmesin koşman.

 

Sen boş ver kardeşim attığın taşla yorulan kolunu, gittiğin yolla bitmeyen hedeflerini boş ver ki gözünde büyümesin yaptıkların. Düştüklerine düşme onların. İlerle sadece hedefine, son meşalen sönünce nefesin havayı ısıtmayı kesinceye kadar ilerle. O zaman gelince boş vermişliğine şükredecekler ve benim gibi onlarda iyi ki boş vermiş bizi ve yapmış yapacağını diyecekler. Onlar değerli birer hatıra olarak kalacak.



Paylaşmak Güzeldir:

Nevzat Taşçı
Nevzat Taşçı
Galatasaray Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi okuyor. Çokça anlatmayı, insanlara bir şeyler katabilmeyi ve insanlardan durmadan öğrenmeyi seviyor. Simurg Derneği’nin Genel Sekreterliğini yapıyor. Münazara ve aktüelpolitik ile ilgileniyor. Bir gün bu dünyadan ayrılma vakti gelse de fikirlerinin ve yolunun insanlara ışık tutması ise en büyük ideali. Kendisini sürekli “Neden olmasın?” derken bulabilirsiniz. Sizlere çokça insandan ve sistemlerinden bahsedecek. Bu yolculuğunda ona eşlik ettiğiniz için minnettar.