“Boş Vermişliğe” Övgü
Şubat 8, 2019
Kısmen Orta Çağ ve Büyük Ölçüde Cadılık Hakkında Loş Bir Sohbet -2
Şubat 8, 2019

Algoritmik Finans 102

Algoritmalar hayatımızın her alanında yer alan, hedeflenen bir görevi yerine getirmek için oluşturulmuş adımlar bütünüdür. Algoritmaların finans alanı ile kesişiminden, yatırım portföyü oluşturmaktan geçen yazımda bahsetmiştim ve borsa hakkında genel bilgiler vermiştim. O yazıma BURADAKİ LİNKTEN ulaşabilirsiniz. Bu yazımda ise portföyü oluşturduktan sonra dikkat edilmesi gereken işlem maliyetinden ve alım-satım yaparken kullanılabilecek algoritmalardan bahsedeceğim.

İşlem Maliyeti (Transaction Cost)

Algoritmalar yardımıyla yapılan yatırımlar çoğunlukla teorik hesaplamalara dayanıyor. Bu yüzden kağıt üstündeki piyasa ve gerçek piyasa karşılaştırıldığında rakamlar farklı olabiliyor. Bunun en önemli sebeplerinden birisi alım-satım sırasında oluşan işlem maliyeti (transaction cost). İşlem maliyeti alım-satım sırasında paranın izlediği yol gereği aracı olan kuruluşlardan (komisyon), vergilerden, hissenin piyasadaki likidite durumundan vs. birçok etmenden kaynaklanıyor. Bu maliyetleri engellemenin bir yolu yok fakat minimize edilebilir. İleride değineceğim algoritmaların bazıları bu maliyeti minimize etmek üzerine kurulu.

Yukarıda Barry Johnson’ın kitabından aldığım bir grafiği görmektesiniz. Grafikte yatay eksen zamanı, dikey eksen maliyeti gösteriyor. Düz çizgi piyasa etkisini temsil ederken kesikli çizgi zamanlamaya bağlı oluşan riski temsil ediyor. Bu grafikten şöyle bir sonuca varıyoruz: İşlem maliyetini olabildiğince düşürebilmek için piyasa etkisi ve zamanlama riski arasında bir denge sağlanmalı. Çok agresif (kısa bir zaman diliminde) alım-satım yapılırsa piyasa etkisi önemli bir şekilde hissedilir, çok pasif bir alım-satım stratejisi izlenirse de zamanlama riskinden dolayı zarar edilebilir.

Algoritmalar

Barry Johnson, kitabında algoritmaları üç sınıfa ayırmış durumda ve ben de yazımda bu sınıflamadan hareketle algoritmaları açıklayacağım. Algoritmaların ancak temel mantığına değinebileceğim ardından daha detaylı okumaları sizlere bırakacağım.

Algoritmalar, temelde neyi hedeflediğine göre ve ana odağına hangi parametreyi aldığına göre değişkenlik gösteriyor. Alttaki tabloda yaygın olarak kullanılan algoritmalar sıralanmış durumda.

Etkiye dayalı (Impact-driven) algoritmalar, yatırım yaparken piyasa etkisini en aza indirgemeye çalışan algoritmalardır. Bu yüzden alım emirlerini daha küçük parçalara bölmeyi ve piyasayla paralel hareket etmeyi hedefler genel olarak. Etkiye dayalı algoritmaları biraz inceleyelim.

TWAP (Time Weighted Average Price): Bu algoritmada alım emri belirli zaman aralıklarına bölerek yapılıyor. Örneğin hazırlanan portföye göre XYZ hissesinden 2000₺’lik alım yapılacak. Ama bu emir tek seferde verilirse piyasa etkisinden ve yüksek maliyetten dolayı yatırım zarar görebilir. Alım emri verildiği anda hisse senedi o günkü en yüksek seviyesine çıkmış olabilir ve yüksek fiyattan alım yapılmış olabilir. Bunun yerine 2000₺‘yi 10 eşit parçaya bölerek gün içinde farklı saatlerde alım emri gerçekleştirilirse piyasanın etkisini kırılmış olur. Hisse senedinin hem yüksek hem de düşük fiyatından alım emri gerçekleştirildiği için gün içi piyasa dalgalanmalarının etkisi azaltılmış olur. ‘Ben hep 50₺’lik benzin alıyorum yeğenim, beni etkilemez dolar molar!’ diyen amcamız aslında mantıklı bir hareket yapıyor farkında olmadan. Tek seferde 200 ₺’lik benzin almaktansa değişik benzin fiyatının hem yüksek hem de düşük değerlerinden alıp benzin fiyatı değişimden en az etkilenen insan oluyor.

VWAP (Volume Weighted Average Price): Bu algoritmada geçmiş veriler doğrultusunda hisselerin gün içinde piyasadaki hacimleri kaydediliyor. Sonrasında piyasanın negatif etkisinden kurtulmak için gün içi geçmiş hacim verileriyle doğru orantılı olarak alım-satım işlemi yapılıyor. Bu sayede piyasayla paralel bir yol izlenmiş oluyor.

POV (Percent of Volume): Bu algoritmada günlük piyasa hacmini direk takip etme durumu var. Yani o anki hisse senedi miktarıyla (hacmiyle) doğru orantılı olarak alım emri veriliyor. POV algoritması dinamik bir yapıya sahip fakat geçmiş verileri kullanarak tahmin yürütme gibi bir özelliğe sahip değil. Gözlenen, emir defterine kaydedilen alım ve satım emirleri üzerinden işlem yapıyor.

Maliyete dayalı (cost-driven) algoritmalar, alım-satım sırasında oluşan işlem maliyetini en aza indirgemeyi hedefliyor. Bu tarz algoritmalara IS (Implementation Shortfall) algoritmasını örnek verebiliriz.

IS (Implementation Shortfall): Bu algoritmada yatırımcının kafasında belirlediği alım fiyatı ile borsada işlem gören ortalama fiyat arasındaki fark önemli olan kriterdir. Daha önceden değindiğim gibi maliyeti minimize etmek için piyasa etkisi ve zamanlama maliyeti arasında denge sağlanması gerekiyor. Hissenin likiditesi ve parasal değeri göz önünde bulundurularak maliyet düşürülmeye çalışılıyor bu algoritma kullanıldığında.

Son olarak da fırsatçı (opportunistic) algoritmalardan bahsedebiliriz. Fırsatçı algoritmalar, analizler sonucu borsada bir fırsat görüldüğünde ancak kullanılabilir. Örneğin ‘Pair Trading’ algoritmasında iki farklı hisse senedi üzerinden beraber işlem yapılır. Geçmiş verilere bakarak A şirketi ve B şirketi hisseleri arasında ters korelasyon olduğu saptandı diyelim. Bu demek oluyor ki A şirketinin borsadaki değeri artarken B şirketininki düşüyor ve aynı şekilde A şirketinin borsadaki değeri azalırken B şirketininki artıyor. Biri alınıp biri satılarak risk neredeyse sıfıra indirilebiliyor ve kar elde edilebiliyor.

Şimdi de bu kadar farklı algoritma içinden portföye, risk alma durumuna, hedeflere göre nasıl uygun olan seçilecek? Bu seçim için göz önünde bulundurulması gereken birkaç parametre var. Yatırım yapılacak hisse senedinin likiditesi ve volalitesi ne durumda? Yatırımcıya doğan maliyet tahmini olarak nedir? Zamanlama konusunda yatırımcı ne denli esnek? Buna benzer sorulara cevap verildikten sonra optimal yatırım stratejisine karar verilebilir.

Optimal yatırım stratejisini bulmak

Yukarıdaki grafikte algoritmaların risk-maliyet eğrisine nasıl yerleştiğini görüyoruz ve bu grafik hangi algoritmanın kullanılabileceği konusunda çok yardımcı oluyor. Mesela VWAP algoritmasını ele alalım. VWAP algoritmasının geçmiş günlerdeki verileri kullanarak yatırılmak istenen meblağı parçalara böldüğünden bahsetmiştik. Piyasayla doğru orantılı hareket edildiği için yatırımcıya doğacak maliyet düşüyor fakat alım-satım belirli bir zaman dilimine yayıldığı için zamanlama riski artıyor. Öte yandan IS (Implementation Shortfall) algoritması eğrinin sol tarafında bulunuyor. Çünkü bu algoritmada aynı anda hem risk azaltılmak isteniyor hem de maliyet düşürülmek isteniyor. Bu yüzden risk-maliyet eğrisinde dengeli bir noktada kendine yer buluyor.

Şimdilik ‘Algoritmik Finans’ konusunda yazacaklarım bu kadar. Bu iki yazım Algoritmik Finans’ın temel terimlerinin anlaşılması ve yatırım için belirli bir rota, fikir oluşturması açısından umarım faydalı olmuştur.

 

Keywords to Google: Transaction Cost (İşlem Maliyeti), market order, limit order, benchmark, pair trading, spread ratio, liquidity

Kaynakça:

Barry Johnson – Algorithmic Trading & DMA



Paylaşmak Güzeldir:

Enes Karahançer
Enes Karahançer
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği okuyor. İnsanların önemli bir sorununa çözüm bulan teknoloji tabanlı bir start-up kurmayı hedefliyor. Gezerek keşfetmeyi, yemek kültürünü daha da geliştirmeyi ve teknoloji trendlerini takip etmeyi oldukça önemsiyor. Girişimci ruhlu yazarımız teknoloji alanında yazılar kaleme alacak.